25 Ağustos 2006 Cuma

Ali Khodabakhshi (Elyaz Yekanli), Iran'da kültürel,sosyal ve siyasi aktivist

KAMUSAL BELGE
AI Indeksi: MDE 13/098/2006

25 Ağustos 2006

UA 229/06 Sağlık Endişesi/ İşkence/ Olası Düşünce Mahkumu/ Güvenlik Endişesi

İRAN - Ali Khodabakhshi (Elyaz Yekanli) (E), aktivist, 31 yaşında ve ailesi

İran'da Azerbaycan Türk toplumunun (İran Azerbaycanlılarının) önde gelen kültürel,sosyal ve siyasi aktivistlerinden biri olan Ali Khodabakhshi (Elyaz Yekanli), 8 Haziran'dan beri suçlamaları belirtilmeden gözaltında tutulmaktadır. Khodabakhshi'ye gözaltında "itiraf vermesi" için işkence edilmiştir. Azerbaycan Türkleri adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alındığı düşünülen Khodabakhshi, Uluslararası Af Örgütü tarafından "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) sayılmaktadır. İstihbarat Bakanlığı'nın Khobakhshi ailesini telefon ederek ve evlerine giderek tedirgin ettikleri bildilmiştir. Onların güvenliğinden endişe edilmektedir.

Ali Khodabakhshi, Azerbaycanlı Türk toplumunun haklarını savunmak adına yaptığı faaliyetlerle ilgili olarak 1993 yılında 18 aylık hapis cezası çekmiştir. Daha sonra Türkiye'ye gelerek 2005 yılının Eylül ayında BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nden mülteci statüsü kazanmıştır. 2006 yılının Nisan ayında İran'a dönmesi üzerine İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından 10 gün boyunca gözaltına alınmıştır, bu süreçte işkence gördüğü belirtilmektedir.

8 Haziran ya da ona yakın olan günlerde, Ali Khodabakhshi İran'ın kuzey-batısındaki Kahriz Yekan köyündeki evinde gözaltına alınmıştır. O, Mayıs ayında bölgede gerçekleşen kitlesel gösterilere katılmıştı. Gözaltına alındıktan sonra Tebriz şehrindeki İstihbarat Bakanlığı (Ettelaat) gözaltı merkezinde 30 gün boyunca tecritte tutulmuştur. Bu süreçte ailesine ve avukatına erişimi engellenmiş ve gözaltı nedeni ailesine açıklanmamıştır. Daha sonra İran'ın kuzeybatısındaki Merend şehrinin Qirkhlar (Kırklar) Hapishanesine nakledilmiştir ve halen orda tutulmaktadır.

Khodabakhshi'nin Tebriz'de gözaltındayken, suç işlediğine dair itiraf vermeye zorlandığı, elektrik şoku ve şiddetle darp edilmek dahil fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kaldığı bildirilmiştir.Ailesi Kırklar Hapishanesini ziyaret ettiğinde Ali Khodabakhshi'nin son derece zayıf ve güçsüz görünüp fazla konuşamadığı, elektrik şokunun kollarındaki etkisinden dolayı bir bardağı tutmakta bile zorlandığı açıklanmıştır.

Ali Khodabakhshi'nin çeşitli sağlık sorunları olduğu bildirilmiştir. Gördüğü işkencenin ve diğer koşulların sonucu olarak, dengesini kaybetmekte, kalp, sindirim ve böbrek problemleri yaşamakta ve görme-duyma algılarının bozulmaktadır. Gereken sağlık yardımlarının sağlanıp sağlanmadığı bilinmemektedir. Yetkililerin düzenli tedaviyi sağlamamaları halinde bunun mahpusun sağlığına ciddi hasar vereceğinden endişe edilmektedir.

Ali Khodabakhshi'nin Qirkhlar (Kırklar) Hapishanesine, kendisini rahatsız eden ve tehditler yönelten uyuşturucu bağımlıları ve adli suçlularla bir arada tutulduğu bildirilmiştir. Hapishane memurları Khodabakhshi'ye, psikolojik olarak çökene kadar kendisini burada tutacaklarını söylemişlerdir. Tutukluya burada verilen yemek miktarının son derece kısıtlı olduğu bildirilmiştir.

GENEL BİLGİLENDİRME: 2006 yılının Mayıs ayında İran'ın Azerbaycan Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu kuzey-batı şehirlerinde, 12 Mayıs günü devlet gazetesi "İran"da yayınlanan ve Azerbaycanlıların çoğunun hakaretamiz olarak kabul ettikleri karikatürler protesto edildi. Bu gösterilerde yüzlerce katılımcı gözaltına alındı. (bkz. UA 151/06, MDE 13/055/2006, 26 Mayıs 2006 ve UA 163/06, MDE 13/063/2006, 8 Haziran 2006). Gözaltına alınanların bir kısmının işkence gördükleri ve tedaviye ihtiyaç duydukları bildirildi. Adı geçen gazete 23 Mayıs günü geçici olarak kapatıldı ve editörü ile karikatürlerin çizeri gözaltına alındı. İran'daki Azerbaycanlı kaynakların belirttiğine göre güvenlik güçlerinin müdaheleleri sonucu onlarca protestocu öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. Güvenlik güçleri gösterilerde ölenlerin olduğunu reddettiler, ancak 29 Mayıs günü bir polis memuru Sulduz (Negede) şehrindeki protestolarda 4 kişinin öldüğünü ve 43 kişinin yaralandığını açıkladı.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen Farsça, İngilizce, Fransızca, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Ali Khodabakhshi'nin 8 Haziran'dan beri suçlamaları belirtilmeden gözaltında tutulması nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin;

-Khodabakhshi'nin, Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde gördüğü bildirilen aralıksız işkencenin sonucu olarak yaşadığı sağlık problemleriyle ilgili kaygınızı belirtin;

- Yetkililerden, onun gözaltında insancıl muamele gördüğünün garanti edilmesini talep edin;

-Yetkililere ona ihtiyaç duyduğu sağlık yardımını bir an önce vermeleri, ayrıca ailesi ve avukatıyla düzenli olarak iletişim kurabilmesini sağlamaları çağrısında bulunun.

-İran'ın taraf ülkelerinden biri olduğu BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'nin "Hiç kimse işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz." maddesini hatırlatarak işkence iddialarının araştırılmasını ve sorumluların yargılanmasını talep edin.

- Yetkililere, İran kanunlarına göre baskı altında ve zorla itiraf almanın yasak olduğunu hatırlatın;

- Yetkililerden, gözaltı nedenini ve varsa suçlamaları açıklamalarını talep edin;

- Khodabakhshi'nin sadece İran'daki Azerbaycan Türklerinin haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınmış olması nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin;

- Yetkililere, uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargılanmadığı halde onu hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaları çağrısında bulunun;

Yetkililer tarafından korkutulup tedirgin edildikleri bildirilen Khodabakhshi ailesinin güvenliğinden endişe duyduğunuzu belirterek, onlar için gereken her tedbirin alımasını talep edin.

Devamını oku...

17 Ağustos 2006 Perşembe

Mehdi (Oktay) Babaei Ajabshir. aktivist

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/093/2006

17 Ağustos 2006

UA 221/06 Hücre Gözaltısı / İşkence Tehlikesi/ Olası Düşünce Mahkumu

IRAN Mehdi (Oktay) Babaei Ajabshir (E), 31 yaşında, aktivist

Azerbaycanlı tanınmış aktivistlerden biri olan Mehdi (Oktay) Babaei Ajabshir , 11 Temmuz'da gözaltına alınmıştır. Şu anda (Tebriz Hapishanesi ya da İstihbarat Bakanlığının Tebriz'deki ofisi olduğu sanılan) bilinmeyen bir yerde, tecrit gözaltısında tutulup işkence görme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Azerbaycan Türkleri'nin haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alındığı düşünülen Ajabshir, Uluslararası Af Örgütü tarafından "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) sayılmaktadır.

28 Haziran saat 22:30'da, yaklaşık 16 İstihbarat Bakanlığı (Ettelaat) polis memuru, Mehdi Babaei Ajabshir'i gözaltına almak amacıyla evine girmiştir. O sırada evde olmayan Ajabshir'in kardeşi Ali gözaltına alınmş ve evleri iki saat boyunca aranmıştır. Memurlar Türkçe kitaplara, CDlere, ailenin bilgisayarına, bir postere ve ailenin fotograf albümlerine el koymuşlardır. İddialara göre memurlar aileyi, Mehdi Babaei Ajabshir'i yakaladıklarında işkence edeceklerini, hatta vuracaklarını söyleyerek tehdit etmişlerdir. Aynı gece İstihbarat Bakanlığı memurları ailenin evini sürekli telefonla arayarak Mehdi Babaei Ajabshir'in nerede olduğunu söylemelerini talep etmiştir.

Ertesi gün Ali Babaei Ajabshir, kardeşini Tebriz İstihbarat Bakanlığına teslim olmasına ikna etmesi şartıyla serbest bırakılmış, ancak Mehdi Ajabshir eve dönmemiştir. 11 Temmuz'da ailesine onun sokakta İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alındığının görüldüğü söylenmiştir. Ailesi, 21 Temmuz'da, o telefon açıp Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezinde tutulduğunu söyleyene kadar Ajabshir'in nerde olduğuna dair bilgi alamamışlardır. O konuşmadan beri ailesiyle iletişim kuramamakta ve avukat tutması engellenmektedir. Halen Tebriz'deki İstihbarat Bakanlığı ofisinde tutulmasına, ya da Tebriz Hapishanesine nakledilmiş olmasına ihtimal verilmektedir.

GENEL BİLGİLENDİRME: Mehdi Babai Ajabshir İran'daki Azerbaycan Türk toplumuna mensup bir aktivisttir. İrandaki Azerbaycan Türkleri resmi istatistiklere göre nüfusun %25-30'unu oluşturup genelde ülkenin kuzeyinde ve başkent Tahran'da yoğundurlar. Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlar genellikle İran devlet yetkilileri tarafından pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi belli belirsiz sözlerle bezenmiş suçlamalarla karşılaşmaktadırlar.

2006 yılının Mayıs ayında İran'ın Azerbaycan Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu kuzey-batı şehirlerinde, 12 Mayıs günü devlet gazetesi "İran"da yayınlanan ve Azerbaycanlıların çoğunun hakaretamiz olarak kabul ettikleri karikatürler protesto edildi. Bu gösterilerde yüzlerce katılımcı gözaltına alındı. (bkz. UA 151/06, MDE 13/055/2006, 26 Mayıs 2006 ve UA 163/06, MDE 13/063/2006, 8 Haziran 2006). Gözaltına alınanların bir kısmının işkence gördükleri ve tedaviye ihtiyaç duydukları bildirildi. Adı geçen gazete 23 Mayıs günü geçici olarak kapatıldı ve editörü ile karikatürlerin çizeri gözaltına alındı. İran'daki Azerbaycanlı kaynakların belirttiğine göre güvenlik güçlerinin müdaheleleri sonucu onlarca protestocu öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. Güvenlik güçleri gösterilerde ölenlerin olduğunu reddettiler, ancak 29 Mayıs günü bir polis memuru Sulduz (Negede) şehrindeki protestolarda 4 kişinin öldüğünü ve 43 kişinin yaralandığını açıkladı.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen Farsça, İngilizce, Fransızca, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

-Azerbaycanlı Türk aktivist Mehdi Babaei Ajabshir'in bilinmeyen bir yerde, aile ve avukatına erişimi olmadan gözaltında tutulması nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin;

- Yetkilileri onun tutulduğu yeri,gözaltı nedenini ve varsa suçlamaları açıklamaya çağırın;

- Yetkililere, onun işkence ve kötü muameleye maruz kalmadığını garanti ederek, ailesine, avukatına, ve gerekirse sağlık yardımına ulaşmasını sağlamaları çağrısında bulunun;

Mahdi Babaei Ajabshir'in, Azerbaycan Türk toplumunun haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınmasından endişe duyduğunuzu ve bu durumda onun Uluslararası Af Örgütü tarafından "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) sayıldığını belirtin;

- Yetkililere, uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargılanmadığı halde onu hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaları çağrısında bulunun.

Devamını oku...

9 Ağustos 2006 Çarşamba

İRAN’DA TÜRK KARŞITLIĞININ HESAPLANMAYAN SONUÇLARI

Cavid VELİEV-TUSAM-Yakındoğu Araştırmaları Masası
cveliev@tusam.net

İran’ın resmi gazetesi “İran”, 12 Mayıs 2006 tarihli çocuk sayısının “Ne yapalım da böcekler bizi böcekleştirmesin?” başlıklı makalesinde[i], Türklere yönelik ağır hakaretler içeren bir karikatür yayınlamıştır.

[i] İran Resmi Haber Ajansı. İrna. http://www.irna.ir/en/news/view/menu-236/0605247724130711.htm 24 Mayıs 2006.

Karikatürde Farsça konuşan bir çocuğun karşısında oturan hamamböceği Azerbaycan Türkçesinde konuşturulmak suretiyle, Azerbaycan Türkleri hamamböceğine benzetilmiştir.[i] Ayrıca, “ülkedeki hamamböceklerinin temizlenmesi gerektiği” ifade edilerek ırkçı bir yaklaşım ortaya konmuştur. Türkleri hamamböceğine benzeten karikatürün altında ayrıca şu yazılar yer almaktadır: “Hamamböcekleri tuvaletlerde yaşarlar. Öldürmekle veya sifonu çekmekle bitmezler. Hamamböcekleri insanların pisliklerini tüketerek yaşamlarını sürdürürler. Biz Farslar belli bir süre pisliğimizi tuvalete değil de dışarı yaparsak hamam böcekleri kendiliğinden (aç kalmak suretiyle) ölürler.”

Bunun üzerine binlerce Azerbaycan Türkü, 20 Mayıs’tan itibaren Zencan, Tebriz, Erdebil ve Urmiye gibi Azerbaycan şehirlerinde başlayan, yüz binlerce Azerbaycan Türkü’nün katıldığı[ii] dört gün içinde birçok Azerbaycan şehrine sıçrayan ve İran güvenlik birimlerinin engellemesine rağmen 28 Mayıs’ta Tahran’daki İran Parlamentosu önüne kadar genişleyen bir protesto mitingi gerçekleştirmiştir.[iii] Olayların büyümesi üzerine İran Gazetesi makalenin yazarını ve karikatüristi işten çıkarmıştır. Ancak bu da gösterileri dindirmeye yetmemiş ve İran Kültür Bakanı Seffar Herrendi Azerbaycan Türklerinden özür dilemiş ve ardından gazete geçici olarak kapanarak redaktör ve karikatürist tutuklanmıştır.[iv]

Özrün bir hafta geç gelmesi, tepkilerin dinmesine neden olmadı; bilakis gösterilerin İran’ın başkenti Tahran’a taşınması gündeme geldi. 28 Mayıs 2006’da Tahran’da gösteri yapmayı planlayan Azerbaycan Türkleri daha farklı talepler dile getirmeye başladılar. Ayrıca, "geç özür dilendiği" için Kültür Bakanı hakkında gensoru vermek için Azeri milletvekilleri imza toplamaya başladı.[v] Bunun yanında İran ve dünya basınında yer alan bilgilere göre İran güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açması sonucu onlarca insan yaşamını kaybederken, yüzlerce insan yaralanmış ve bir o kadarı da tutuklanarak işkenceye maruz kalmıştır. İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin Avrupa’daki temsilcileri ölenlerin, yaralananların ve tutuklananların isimlerini BM’ye liste halinde vermiştir.

Türkün Gücü

Olayların birkaç gün içinde hızla yayılması, aslında sorunun sadece çizilen karikatürden değil yıllarca biriken sorunlardan kaynaklandığının göstergesidir. Nitekim göstericilerin talepleri de bunun kanıtıdır. İran’daki Azerbaycan Türklerinin ayaklanması İran’ın varlığını sürdürmesi açısından önemli bir gelişmedir. İran coğrafyasında yaşayan diğer etnik halklardan farklı olarak, Azerbaycan Türklerinin, İran’ın nüfusu içindeki ağırlığı dışında ülkenin siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik hayatında da önemli oranda ağırlığı bulunmaktadır. Diğer etnik ayaklanmalardan farklı olarak tarihte ve günümüzde Azerbaycan Türkünün ayaklanması lokal düzeyde kalmıyor, İran’ın geneline yayılıyor. Azerbaycan Türklerinin İran’ı ayakta tutan unsur olduğunu İran’ın eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin “İran’ın birçok yönetici kadrosunda Azerbaycan Türkü bulunmaktadır ve İran’ın siyaseti, ekonomisi ve sanayisi onların üzerine kurulmuştur.”[vi] sözleri kanıtlamaktadır. ABD’den yayın yapan Günaz Tv’nin İran’da yaşayan Azerbaycanlılardan biri olan sahibi Ehmed Obalı “İran bize yaptıklarımız karşısında teşekkür edeceğine bizleri hayvana benzetti.” diyerek kızgınlıklarını ortaya koymuştur. İran’da yaşayan Azerbaycan Türkleri ile Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bağlar da İran Devleti’ni korkutmaktadır. Bu iki bağımsız devletin yönetimi devletlerarası ilişkileri dikkate alarak İran Devleti’nin Türklere yönelik baskılarına tarafsız kalsalar bile İran’daki olayların büyümesi durumunda halkın baskısı ile resmi ağızlardan bazı açıklamalar yapılabilir. Diğer yandan yanı başında iki bağımsız Türk Devleti’nin varlığı bile bu insanlar açısından manevi destek niteliğindir. Nitekim bu olaylar sırasında bölge basınından en çok destek Azerbaycan ve Türkiye’den gelmiştir.

İran’da hiçbir iç değişim Azerbaycan Türklerine rağmen gerçekleşmemiştir. Hatta İran’da yaşayan diğer etnik unsurlar da Azerbaycan Türklerinin değişim taleplerinden etkilenmiş ve moral bulmuşlardır. 1925 yılına kadar İran’ı yöneten Azerbaycan Türkleri 1905 Meşrutiyet Hareketi’nde ve 1979 İslam Devrimi’nde büyük rol almış ve İran coğrafyasında 1920’de Azadistan Devleti’ni ve 1945’de Azerbaycan Demokratik Firgesi’ni kurmuşlardır. Azerbaycan Türkü merkezli hareketlerin yayılmasında ise Azerbaycan Türkleri için ulusal kale niteliğinde olan Tebriz şehrindeki öğrenci hareketlerinin ve aydınlarının önemi büyük olmuştur. Kısacası İran coğrafyasında yaşayan Azerbaycan Türkleri açısından Tebriz’in “onay vermediği” hiç bir hareket başarılı olmamıştır. Karikatür krizi nedeniyle ortaya çıkan gösterilerin de Tebriz’de yapılması önemli bir gelişmedir. Gösterileri daha da kuvvetlendiren ise diğer Azerbaycan şehirlerinin de Tebriz’e destek vermesidir.

Bu konudaki gelişmelerin önemli bir boyutu da Azerbaycan Cumhuriyeti’nden İran’da yaşanan olaylara yönelik gelen tepkiler olmuştur. Olayları “Güney Azerbaycan’da ulusal hareket”, “İran Devleti, Azerbaycanlıları ayağa kaldırdı” gibi başlıklarla veren Azerbaycan basınına destek bir de Azerbaycan Parlamentosu’ndan gelmiştir. Azerbaycan Parlamentosu’nun 23 Mayıs 2006 tarihli oturumunda muhalif parti liderleri, Güney Azerbaycan’da yaşanan gelişmelere ilgisiz kalamayacaklarını belirtirken iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi Başkan yardımcısı Siyavuş Novruzov, İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerini, Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermenistan’a destek veren İran’a baskı yapmaya çağırmıştır. Azerbaycan milletvekilleri Azerbaycan hükümetinden ve Milli Meclis’ten, İran’da Azerbaycan Türklerine yönelik şiddet kullanımını protesto etmeyi istemiştir.

İran’da yaşanan olaylarla ilgili gelişmelerin diğer boyutu ise sorunun uluslararası basına taşınması olmuştur. Reuters, İnterfax ve BBC gibi uluslararası basın kuruluşları Azerbaycan Türklerinin tepkilerini dünya gündemine taşımışlardır. Bu da İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin sorunlarının uluslararası platforma taşınması açısından önem taşımaktadır. Fakat Fars muhalif basını karikatür sorununa hiçbir şekilde yer vermemiş ve hatta İran Rejimi’ne destek verdiğini açıklamıştır. Hatırlatalım ki daha önce İran’ın Arap ve Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı bölgelerde istikrarsızlıklar dünya medyasında yer alsa da Azerbaycan Türklerinin gösterileri ve tepkileri yer almamıştı.

ABD’nin Rolü Var mı?

Karikatür üzerine çıkan olayların kısa sürede bitmesini beklerken göstericilerin talepleri değiştirmesi ve bütün Azerbaycan şehirlerine yayılması Tahran’ı tedirgin etti. İran’da Azerbaycan Türklerini ayağa kaldıran karikatürün yayınlanması iki şekilde yorumlanabilir:1. Aşırı Fars milliyetçisinin akılsızca davranışı.2. Yabancı istihbarat servislerinin komplosu ile ortaya çıkan bir durum.Zamanlama açısından bakıldığında olayın bir komplo olduğundan şüphe duyulmamaktadır. Diğer yandan bu yaklaşımın Fars bilincinin bir ürünü olduğu da ortadadır.

Komplonun bir boyutu da İran Devleti’nin, Azerbaycan Türklerinin ülke içindeki gücünü ölçmek için böyle bir yönteme başvurduğudur. Fakat zaten uluslararası alanda sıkıntı içinde olan ve her açığını yakalamaya çalışan bir ABD’nin karşısında olan İran mantık çerçevesinde iç politikada güçlü ve bütün olduğu imajını vermek ister. İkincisi diğer etnik unsurlardan farklı olarak Azerbaycan Türklerinin ayağa kalkması İran’ı rejim değişikliğine kadar götürebilir. Dolayısı ile İran’ın böyle bir riski göze almış olması son derece düşük bir ihtimal gibi gözükmektedir.

Birçok değerlendirmede olaylar yabancı istihbarat servisleri ile ilişkilendirilmektedir. Tabi ki olay zamanlaması açısından akıllara hemen bu şüpheyi getirmektedir. İran’da Türklere yönelik Farslaştırma politikalarının temelini atan Rıza Pehlevi iktidara, 1925 yılında ABD-İngiltere işbirliği ile getirilmiştir. Diğer yandan İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin kurduğu 1945–1946 Cumhuriyeti’ne, ABD destekli Rıza Pehlevi orduları tarafından son verilmiştir. Bu olaylar İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin bilinçaltındaki yerini korumaktadır. Dolayısı ile Azerbaycanlılar ABD veya her hangi bir yabancı güce güvenmemektedir. Ayrıca gösterilere dış dünyadan destek gelmemiş tam tersi İran devleti gazeteyi kapattığı için eleştirilmiştir.

Bu tür gelişmelerin temelinde ABD değil İran Devleti’nin etnik gruplara yönelik baskıcı politikası bulunmaktadır. Zira Ahmedinecad’ın olayları ABD’nin kışkırttığını iddia etmesine rağmen Tebriz milletvekili Ekber Elemi tepkilerin nedeninin dışarıda değil içerde aranması gerektiğini söylemiştir. İran’ın Azerbaycan Büyükelçisi Efşar Süleymani ise Azerbaycan Türkleri’nin gösterilerini haklı olduğunu söylemiştir.[vii] Birikmiş sorunların çözülmeden kapatılmasının en kolay yolu olaylara ABD gölgesi düşürmektir. Dolayısıyla böyle bir yaklaşım İran’ın da işine yaramaktadır.

Türkiye’de yer alan birçok yorumun aksine gösteriler dış müdahale sonucunda değil tamamen İran basının kışkırtıcı karikatürü sonucunda gelişmiştir. Bu olay Fars basınının Türklere yönelik ilk hakareti değil, bardağı taşıran son damlası olmuştur. 1995’te de Azerbaycan’daki Türk öğrencilerin gösterileri, İran Radyo Televizyon Kurumu’nun Türklere yönelik tahkir içerikli bir anketiyle başlamıştır. Ayrıca İran’da yaşayan Azerbaycan şairi Muhammed Şehriyar, Farsların Türkleri “eşek” olarak tanımlamasına nazire olarak “Tahranlı eşek sen misin yoksa ben mi?” şiirini yazmıştır. Son dönemde Azerbaycan Türklerinin sivil taleplerini geri çeviren İran yönetiminin bu olayların çıkmasında birincil derecede sorumlu olduğu söylenebilir. Özellikle Ermenilerin sözde soykırım gösterilerine izin veren İran yönetiminin Azerbaycan Türklerinin Hocalı Soykırımı’nı anma isteklerini geri çevirmesi ve sık sık İran’ın sadece Farsların değil İran’da yaşayan diğer etnik grupların ülkesi olduğunu vurgulamasına rağmen İran Milli Takımını Fars Milli takımı olarak tanımlaması da olayların patlak vermesinde etkili olmuştur.

......................................................................................................................


Devamını oku...

8 Temmuz 2006 Cumartesi

İRAN - Abbas Lisani (Leysanli) (E), 38 yaşında, aktivist

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/063/2006
8 Haziran 2006

UA 163/06 Tecrit Gözaltısı/ İşkence Tehlikesi/ Sağlık Endişesi

İRAN - Abbas Lisani (Leysanli) (E), 38 yaşında, aktivist

İran'daki Azerbaycan Türklerinin önde gelen aktivistlerinden biri olan Abbas Lisani, 3 Haziran'da gözaltına alınıp şu anda bilinmeyen bir yerde, işkence görme riski altında tutulmaktadır. Gözaltına alınmadan önce katıldığı bir gösteride yaralanması nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğu sanılmaktadır.

Eşinin bildirdiğine göre o, Erdebil şehrinde, yasalara göre gerekli olan izin belgeleri olmadığı halde evlerini basan 30'dan çok sivil giyimli güvenlik memuru tarafından gözaltına alınmıştır. Bildirdiğine göre memurlar Lisani'yi o ve iki küçük çocukları önünde darp etmiş, eşi bunu durdurmalarını istediğinde ise ona hakaret etmişlerdir. Ona ateş etmeye bile izinleri olduğunu söyleyen memurlar Lisani'yi kelepçeleyerek götürmüş, ayrıca iki cep telefonu, cdler, kitaplar ve bir bilgisayara da el koymuşlardır.

12 Mayıs'ta devlet gazetesi "İran"da hakaretamiz Azerbaycanlılar tarafından hakaretamiz olarak kabul edilen bir karikatürün yayınlanmasından sonra ülkede kimi zaman şiddet içeren gerginlikler başlamıştır. Azerbaycan Türkleri (İran Azerbaycanlıları) çoğunlukla ülkenin kuzey-batısında yaşamaktadırlar. Gösterilerin yapıldığı şehirlerde yüzlerce katılımcının gözaltına alındığı rapor edilmiştir. (bkz. UA 151/06, MDE 13/055/2006). Bunlardan bir kısmı işkence görmüşlerdir. Gazetenin yayını 23 Mayıs'ta geçici olarak durdurulup editör ve karikatürcü gözaltına alınmışlardır, buna rağmen 27 Mayıs günü Erdebil'de bir protesto gösterisi yapılmıştır. Abbas Lisani bu gösteride yaralanmış ancak daha sonra bir hafta boyunca saklanıp eve döndüğünde gözaltına alınmıştır. Eve dönmeden önce ailesi ve arkadaşlarına gözaltına alınırsa açlık grevine başlayacağını açıklamıştır.

Azerbaycanlı kaynaklar güvenlik güçlerinin onlarca göstericiyi öldürüp yüzlercesini yaraladıklarını bildirmişlerdir. 29 Mayıs'ta bir polis memuru, Negede (Sulduz) şehrinde 4 kişinin öldüğünü ve 43 yaralı olduğunu açıklamıştır. Uluslararası Af Örgütü, gösterilerin bazılarında suç unsuru sayılan hasarların meydana geldiğini ve devletlerin bu konuda sorumluları yargılama hakkı olduğunun bilincindedir. Ancak İranlı yetkililer uluslararası insan hakları anlaşmalarına göre hareket edip, toplanma özgürlüğü, işkencenin yasaklanması ve adil yargılanma hakkıyla ilgili yasalara uymakla yükümlüdür.

Abbas Lisani, siyasi faaliyetleri nedeniyle 1997'den beri birkaç kez gözaltına alınmıştır. Gözaltındayken fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kalıp serbest bırakıldıktan sonra da rahatsız edilmiştir. Mayıs ayında Uluslararası Af Örgütü'ne yaptığı açıklamaya göre yaşadığı en ağır işkence, 2004 yılıının Haziran ayında Erdebil'de Serçeşme Camii'nde Azerbaycan Türklerinin yaptığı bir oturma eylemine katıldığında olmuştur.
Camii'nin kontrolünü ele alan güvenlik memurları onu şiddetle darp etmiş ve nefes almasını engelleyerek kendinden geçmesine neden olmuşlardır. Lisani, 20 günü hücrede geçen bir ay boyunca gözaltında tutulmuştur. Kaburgalarının ve burnunun kırılmasına ve ağır yaralı olmasına rağmen tedavi edilmesine izin verilmemiştir. Sağlık yardımı talebiyle girdiği iki açlık grevi ise sonuçsuz kalmıştır. İki gün gözaltından sonra Erdebil İnkılap Mahkemesinin 7. Şubesine çıkarılmış, burdaki hakim, Lisani'nin tedavi talebini reddederek istihbarat servisinin "daha kötüsünü yapması gerektiğini" söylemiştir. 87 bin dolarlık teminat karşılığında serbest bırakılan aktivist 15 kırbaç cezasına çarptırılmıştır. Lisani halen işkencenin neden olduğu sağlık sorunları yaşamaktadır.

GENEL BİLGİLENDİRME: İrandaki Azerbaycanlılar çoğunlukla Şii Müslüman olup Türki bir dil konuşurlar. İran'ın en büyük azınlığı olup resmi istatistiklere göre nüfusun %25-30'luk bölümünü oluşturan bu halk genelde ülkenin kuzeyinde ve başkent Tahran'da yaşamaktadır. İrandaki Azerbaycanlıların çoğu, dini azınlıklardan daha az ayrımcılık görmelerine ve ülke ekonomisine entegre olmalarına rağmen, anayasal hakları olan Azerbaycan Türkçesinde eğitim dahil olmak üzere daha geniş kültürel haklar talep etmektedirler. İran devlet yetkilileri Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlara kuşkuyla bakmakta ve onlara "pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi belli belirsiz sözlerle bezenmiş suçlamalar yöneltmektedirler.

İran yetkilileri dış güçleri, özellikle de ABD'yi İran'ın Azerbaycan eyaletlerinden karışıklıklara neden olmakla suçlamış, ancak ABD bunu reddetmiştir.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

-3 Haziran'da Erdebil'de gözaltına alınıp bilinmeyen bir yerde tutulan Abbas Lisani'nin güvenliğinden endişe ettiğinizi belirtin.

- Yetkililere, onun işkence ve kötü muameleye maruz kalmadığını garanti etmeleri çağrısında bulunun;

- Yetkililere, uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargılanmadığı halde onu hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaları çağrısında bulunun;

- Yetkililere, onun nerde tutulduğunu açıklayarak, ailesine, tutacağı avukata, bir çevirmene ve talep ederse sağlık yardımına ulaşmasını sağlamaları çağrısında bulunun;

-Yetkilileri, Lisani'nin 2004'te gözaltında işkence gördüğü iddialarını bir an önce tarafsız ve adil bir şekilde araştırarak sorumluları yargılamaya çağırın.

Devamını oku...

30 Haziran 2006 Cuma

Saleh Malla Abbasi (E), 53, ziraat mühendisi

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/076/2006

30 Haziran 2006

UA 115/06 (MDE 13/045/2006, 3 Mayıs 2006) Keyfi Tutuklama/ Hücre Gözaltısı/ İşkence ve kötü muamele korkusu/ Olası Düşünce Mahkumu Raporuyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Saleh Malla Abbasi (E), 53, ziraat mühendisi

Saleh Malla Abbasi 30 Mayıs 2006 günü teminat karşılığında Tebriz Hapishanesinden serbest bırakılmıştır. Abbasi'ye karşı resmen hangi suçlamaların yöneltildiği bilinmemektedir.Altı haftalık gözaltı sürecinde, herhangi bir avukatla görüşmesine izin verilmemiştir.

İran'daki Azerbaycan Türk topluluğunun hakları için faaliyet eden bir aktivist olan Saleh Malla Abbasi, 17 Nisan'da Eher şehrinde gözaltına alınmıştır. İstihbarat Bakanlığı polislerinin eve ön ve arka kapılardan aynı anda girdikleri bildirilmiştir. Ailenin bilgisayarına, uydu çanağına, Türkçe kitaplarına, CDlerine, telefon ve adres defterleriyle duvardaki Türkçe bir takvime el konulmuştur. Anlatılanlara göre memurlar, söz konusu takvimin ailenin "Pan-Türkist" (Türkçü) olduğunu kanıtladığını söylemişlerdir. Memurlar ayrıca ailenin fotograf albümlerini de arayarak bazı fotograflara el koymuşlardır.

GENEL BİLGİLENDİRME: İrandaki Azerbaycanlılar çoğunlukla Şii Müslüman olup Türki bir dil konuşurlar. İran'ın en büyük azınlığı olup resmi istatistiklere göre nüfusun %25-30'luk bölümünü oluşturan bu halk genelde ülkenin kuzeyinde ve başkent Tahran'da yaşamaktadır. İrandaki Azerbaycanlıların çoğu, dini azınlıklardan daha az ayrımcılık görmelerine ve ülke ekonomisine entegre olmalarına rağmen, anayasal hakları olan Azerbaycan Türkçesinde eğitim dahil olmak üzere daha geniş kültürel haklar talep etmektedirler. İran devlet yetkilileri Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlara kuşkuyla bakmakta ve onlara "pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi belli belirsiz sözlerle bezenmiş suçlamalar yöneltmektedirler.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Saleh Malla Abbasi'nin teminat karşılığında serbest bırakıldığı haberini memnuniyetle karşıladığınızı belirtin;

- Ona karşı yöneltilen suçlamalarla ilgili detaylı bilgi isteyin;

- Yetkililere, aktivistin Azerbaycan Türk topluluğu adına yaptığı barışçıl faaliyetlerle ilgili olan suçlamaları lağvetmeleri çağrısında bulunun;

- Yetkililerden, görülecek davaların uluslararası adil yargılama standartlarına uyduğunu garanti etmelerini isteyin;

Yetkililere, BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin taraf ülkelerinden biri olarak herkese ifade özgürlüğü hakkını tanıyan 19. maddeye uymakla sorumlu olduklarını hatırlatın.

Devamını oku...

29 Haziran 2006 Perşembe

Babek Kalesi toplantılarına yönelik kısıtlamalar

Uluslararası Af Örgütü Genel Bildiri
AI İndeksi: MDE 13/074/2006 (Kamusal)
Haber Servisi No: 168
29 Haziran 2006

İran: Yetkililer Babek Kalesi toplantılarına yönelik kısıtlamaları kaldırararak İran'daki Azeri Türklerinin insan hakları ihlallerini durdurmalı

İran'daki Azeri Türklerinin her yıl 30 Haziran'da yapılan Babek Kalesi kültürel toplantısı yaklaşırken, Uluslararası Af Örgütü İran yetkillerini toplantıya yönelik kısıtlamalara son vermeye çağırmaktadır. Ayrıca, yetkililer bir an önce İran'ın Azeri Türk topluluğuna (kimi zaman İran Azerbaycanlıları olarak anılırlar) yönelik İranlı güvenlik güçleri ve diğer yetkililer tarafından uygulanan insan hakları ihlallerini durdurmalıdır.

İran'ın en geniş etnik azınlık topluluğu olan Azerbaycan Türkleri nüfusun %25-30'luk bölümünü oluşturmakta ve çoğunlukla ülkenin kuzeybatısında yaşamaktadırlar. İrandaki Azerbaycanlıların çoğu, ülkede yaygın olan Şii mezhebine inanmaktadırlar. Onlar dini azınlıklardan daha az ayrımcılık görmelerine ve ülke ekonomisine entegre olmalarına rağmen, Türkçe eğitim ve Babek Kalesi toplantıları ile Ekim ayında kutlanan Meşrutiyet Günü gibi Azerbaycan kültürel ve tarihi günlerini anmak gibi daha geniş kültürel haklar talep etmektedirler. Küçük bir azınlık İran Azerbaycanı’nın İran’dan ayrılarak Azerbaycan Cumhuriyeti’ne katılmasını desteklemektedir. İran devlet yetkilileri Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlara kuşkuyla bakmakta ve onlara "pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi ucu açık suçlamalar yöneltmektedirler.

Babek Kalesi toplantıları son altı yıldır İran'ın kuzeybatısındaki Keleyber kasabasının Babek (Bezz) kalesinde gerçekleşmektedir. Her yıl, binlerce Azeri Türkü Keleyber'de toplanmakta ve 9. yüzyılda yaşayan İranlı Azeri Türkü tarihi kahraman Babek Hürremdin'in doğumgününü anmak için kaleye yürümektedirler. Bu toplantılar sık sık İran yetkilileri tarafından bastırılmaktadır. Örneğin 2005 yılında onlarca katılımcı gözaltına alınmış ve en az 21 kişi, -bir kısmı ertelenen- bir yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmıştı.

12 Mayıs 2006'da resmi "İran" gazetesinde Azeri Türklerinin çoğunu rencide eden bir yayının yer almasından sonra ülkenin kuzey-batısında protesto gösterileri düzenlendi. Devlet yetkilileri 23 Mayıs'ta gazete yayınını geçici olarak durdurarak editörü ve karikatüristi gözaltına aldılar. Tahran ve Tebriz'deki Azeri Türkü öğrenciler tarafından başlatılan protestolar kısa sürde bütün Azerbaycan şehirlerine yayıldı. 22 Mayıs'ta Tebriz şehrinde büyük bir gösteri düzenlendi ve diğer günlerde de benzer gösteriler yapıldı. Bu protestoların büyük çoğunluğu barışçıldı, ancak bazılarında devlet binaları ve arabalarına saldırılar yapıldı. Bazi İranlı Azeri Türkü kaynaklar bu saldırıların devlet ajanları tarafından yapıldığını belirttiler. İran devleti ABD (Amerika Birleşik Devletleri) ve diğer dış güçleri, huzursuzluğu tahrik etmekle suçlasa da ABD bunu reddetti.

Raporlara göre İran yetkilileri, gösterileri bastırmak için ölümcül ateş açma ve darp etme dahil olmak üzere orantısız güç kullandılar. Uluslararası Af Örgütü, yedisi Tebriz ve ondördü Negede (Azeri Türkleri tarafından Sulduz olarak bilinir) şehirlerinden olmak üzere gösterilerde öldürülen 27 kişinin isimlerine ulaşmıştır. Bunlardan biri olan 26 yaşındaki Celil Abedi 25 Mayıs'ta Meşkinşehr'de (Azeri Türkçesinde Hıyav) bir gösteri sırasında İran İstihbarat servisinin bir memuru tarafından başının solundan vurularak, tedavi izni verilmeden ölüme terkedilmiştir. Raporlara göre ailesinin cenaze törenini bir camiide düzenlemesi engellenmiş ve sadece bir kaç kişinin cenaze töreninde bulunmasına izin verilmiştir. İran yetkilileri genel olarak gösteriler sırasında gerçekleşen ölümleri reddetmiş, ancak bir polis memuru 29 Mayıs'ta Negede'de dört kişinin ölüp 43 kişinin yaralandığını açıklamıştır.

Yüzlerce, hatta binlerce katılımcı gösterilerle ilgili olarak gözaltına alınmıştır. Uluslararası Af Örgütü bunlardan yaklaşık 200'ünün isimlerine ulaşmıştır. 23 Haziran'da Doğu Azerbaycan Adalet Bakanlığı Ofis Başkanı Hüccetül-islam Ağazade, 330 kişinin Tebriz'de gözaltına alındığını, bunlardan bir kısmının serbest bırakılıp diğer 85 kişinin daha sonra mahkemeye çıkarılacağını basına açıklamıştır. O, "karışıklıklarda büyük rol oynayan 20-25 kişinin gözaltına alındığını, bunların bir kısmının Bahai dinine mensup, bir kısmının Tudeh Partisi üyesi (komünist) ve ikisinin İsrail'le bağlantıları olduğunu" söylemiştir.

Protestocuların bir çoğu serbest bırakılmış olsa da aralarında Çengiz Bakhtaver, Dr. Ahmed Gholipur Rezai (Dr. Heyderoğlu olarak tanınıyor), Hasan Ali Hajabollu (Hasan Erk olarak tanınıyor) ve 22 Mayıs'ta Tebriz gösterisinden sonra gözaltına alınanlar dahil olmak üzere hala gözaltında tutulanlar vardır. 65 yaşındaki iş adamı ve tanınmış Tebrizli müzisyen Hasan Demirçi ve oğlu Babek, 26 Mayıs'ta evlerinde gözaltına alınmıştırlar. Ayrıca 28 Mayıs'ta gözaltına alınan Gulam Rıza Emani'nin açlık grevi başlattığı rapor edilmiştir. Bu mahpusların bir kısmı ya da tamamı Tahran'ın Evin Hapishanesine nakledilip sorgulanmış olsalar da şu anda nerde tutuldukları belli değildir. Raporlara göre mahpusların bir kısmı işkenceye maruz kalmıştır, bunlardan Parsabad (Azeri Türkçesinde Muğan) şehrinde gözaltına alınan Davud Maghami'nin tedaviye ihtiyaç duyduğu bildirilmiştir. O daha sonra serbest bırakılmıştır.

Gözaltına alınan diğer tanınmış Azeri Türk aktivistlerden biri olan Abbas Lisani (Leysanlı) 3 Haziran'da, Erdebil'de güvenlik memurları tarafından darp edildiği gösteriden bir hafta sonra evine dönerken gözaltına alınmıştır. Raporlara göre açlık grevinde olan aktivistin sağlık durumu endişe yaratmaktadır. Evinin telefon bağlantılarının, büyük ihtimalle eşinin onun durumuyla ilgili açıklamalar yapmasına engel olarak kesilmiştir. Abbas Lisani, Azeri Türk toplumu adına yaptığı siyasi faaliyetler nedeniyle 2003 ve 2005 yılları Babek Kalesi toplantıları dahil olmak üzere bir kaç kez tutuklanmıştı. O ayrıca 2004 yılının Haziran ayında Erdebil'in Serçeşme Camiisinde Azeri Türklerinin oturma eylemi sırasında gözaltına alınarak şiddetli işkencelere maruz kalmıştı.

Bu yılın Babek Kalesi toplantısı öncesinde İran güvenlik güçlerinin, katılımı engellemek için bir çok kişiyi gözaltına aldıkları bildirilmiştir. Bunlardan bir iolan Ekber Qorbani, 26 Haziran'da Erdebil'deki işyerinde sivil giyimli memurlar tarafından gözaltına alınmıştır. O daha önce de böyle insanlar tarafından Erdebil'deki gösterilere katılmamasıyla ilgili tehdit edilmiştir. Siyasi aktivist İbrahim Caferzade ise aynı gün Hoy şehrinde İstihbarat Bakanlığı tarafından çağrıldığında gözaltına alınarak ertesi gün serbest bırakılmıştır. 27 Haziran'da ASMEK (Azerbaycanlı Siyasi Tutukluları Savunma Komitesi) ve Birlik kuruluşu (Daftar-e Tahkim-e Vahdat) üyesi Reza Abbasi, Zenjan şehrinde İstihbarat Bakanlığı ofisi tarafından sorgulanması için yapılan çağrıları yanıtsız bırakarak gözaltına alınmıştır. Aynı gün, Çengiz Bakhtaver'in kardeşi olan Cihanbakhş Bakhtaver, Tebriz'deki evinde, kitaplarına ve diğer kişisel eşyalarına el koyan İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alınmıştır. 27 Haziran'da, kapatılan Peyam-e Sulduz (Sulduz'un Sesi) gazetesinin müdürü İsa Yeganeh, Negedeh (Sulduz) şehrinde gözaltına alınmıştır. Ayrıca Tebriz'de Sayed Mehdi Sayedzadeh gözaltına alınmış ve Miyandoab'da Mayıs ayaklanmalarından sonra gözaltına alınan beş kişi serbest bırakılmıştır.

Uluslararası Af Örgütü, İran yetkililerinin adli suç şüphelilerini yargılama sorumluluğunu tanımaktadır. Ancak kuruluş, gözaltına alınanların barışçıl ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullanmaları ya da İran'daki Azeri Türk topluluğu adına yaptıkları barışçıl siyasi faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınan vicdan mahpusları (düşünce suçluları) olmasından endişe etmektedir.

Uluslararası Af Örgütü İran yetkililerini;

Babek Kalesi toplantılarına yönelik kısıtlamalarla ilgili uluslararası insan hakları standartlarını dikkate almaya ve kolluk kuvvetlerinin Birleşmiş Milletler Yasa Uygulayıcılarının Davranış Kuralları anlaşmasına uyduklarını garanti etmeye çağırmaktadır.

Bütün vicdan mahpuslarını hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaya çağırmaktadır. Tanınabilir adli bir suçla adaletli bir şekilde yargılanmadıkları takdirde gözaltındaki herkes serbest bırakılmalıdır.

Bütün tutukluların avukat tuma, aileleriyle görüşme ve talep ederlerse sağlık yardımına ulaşma haklarını tanımaya çağırmaktadır.

Tüm işkence ve kötü muamele iddialarını bir an önce ayrıntılı ve bir şekilde araştırmaya ve bulguları kamuyla paylaşmaya çağırmaktadır. İnsan hakları ihlallerinden sorumlu tutulan şahıslar yargı önüne çıkarılmalı ve işkence ile kötü muamele mağdurlarına tazminat ödenmelidir.

Yargı süreçlerinin minimum bir standart olarak BM Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar sözleşmesinin ilgili maddelerine uyduğunu garanti etmeye çağırmaktadır.

Bütün öldürülme ve yargısız infaz olasılıklarını adil ve BM Yargısız ve Keyfi İnfazları Araştırma ve Engelleme Prensiplerine uygun olarak araştırmaya ve insan hakları ihlallerinden sorumlu olan güvenlik memurlarını adil şekilde yargılamaya çağırmaktadır.

Devamını oku...

23 Haziran 2006 Cuma

İRAN - Saleh Kamrani (E), 34, Avukat ve insan hakları savunucusu

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/071/2006

23 Haziran 2006

UA 171/06 (MDE 13/067/2006, 16 Haziran 2006) -"Ortadan Kaybolma" Tehlikesi/ Güvenlik Endişesi/ Sağlık Endişesi/ Olası Düşünce Mahkumu Raporuyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Saleh Kamrani (E), 34, Avukat ve insan hakları savunucusu

Azerbaycanlı Türk avukat Saleh Kamrani Tehran'daki Evin Hapishanesinde suçlamaları belirtilmeden gözaltında tutulmaktadır. Eşi Mina Esgeri, 19 Haziran 2006'da İsveç'ten yayın yapan Araz Radyosuna verdiği röportajda eşiyle 18 Haziran'da görüşebildiğini belirtmiştir. Kamrani'nin kalp rahatsızlığı nedeniyle düzenli ilaç yardımına ihtiyaç duyduğu bildirilmiştir. Bir avukat ve insan hakları savunucusu olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle gözaltına alındığı düşünülen Kamrani, Uluslararası Af Örgütü tarafından "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) sayılmaktadır.

Raporlara göre Saleh Kamrani, 14 Haziran günü öğlen saat 3 sularında Tahran'daki evini arayarak eşine eve gelmek üzere olduğunu söylemiştir. 4:30 ya da 5'te eve varması gerekirken hala gelmeyince eşi onu aramış, ancak telefonun kapalı olduğunu farketmiştir. Bunun üzerine Tehran'daki bütün hastane ve karakolları aramış, ancak bir sonuca ulaşamamıştır. O akşam İstihbarat Bakanlığı'nı arayan eşinin konuştuğu memurlar ise Kamrani'nin gözaltında olduğunu kabul etmekten kaçınmışlardır.

1999 yılından beri avukatlık yapan Saleh Kamrani, siyasi veya kültürel faaliyetleri nedeniyle gözaltında tutulan birçok İranlı Azerbaycan Türkünü (İran Azerbaycanlısını) savunmuştur. 17 Nisan'da gözaltına alınan Saleh Malla Abbasi, müvekkillerinden biridir. (bkz. UA 115/06, MDE 13/045/2006, 3 Mayıs 2006). Saleh Kamrani ayrıca diğer etnik toplulukların üyelerinin de avukatlığını yapmıştır. Raporlara göre İran emniyet güçleri tarafından rahatsız edilmekte ve tutuklanmakla tehdit edildiği telefonlar almaktadaydı. Kamrani 2005 yılında kardeşiyle birlikte Urmiye şehrinde 3 gün boyunca gözaltında tutulmuştu. O ayrıca insan haklarıyla ilgili makaleler yazmakta ve avukatlar ile öğrenciler için insan hakları eğitimi oturumları düzenlemekteydi. 30 Mart'ta gözaltına alınan kardeşi Muharrem Kamrani'nin 19 günlük gözaltı süreci boyunca işkence gördüğü bildirilmişti. (bkz. UA 86/06, MDE 13/039/2006, 12 Nisan 2006).

GENEL BİLGİLENDİRME: 2006 yılının Mayıs ayında İran'ın Azerbaycan Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu kuzey-batı şehirlerinde, 12 Mayıs günü devlet gazetesi "İran"da yayınlanan ve Azerbaycanlıların çoğunun hakaretamiz olarak kabul ettikleri karikatürler protesto edildi. Bu gösterilerde yüzlerce katılımcı gözaltına alındı. (bkz. UA 151/06, MDE 13/055/2006, 26 Mayıs 2006 ve UA 163/06, MDE 13/063/2006, 8 Haziran 2006). Gözaltına alınanların bir kısmının işkence gördükleri ve tedaviye ihtiyaç duydukları bildirildi. Adı geçen gazete 23 Mayıs günü geçici olarak kapatıldı ve editörü ile karikatürlerin çizeri gözaltına alındı. İran'daki Azerbaycanlı kaynakların belirttiğine göre güvenlik güçlerinin müdaheleleri sonucu onlarca protestocu öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. Güvenlik güçleri gösterilerde ölenlerin olduğunu reddettiler, ancak 29 Mayıs günü bir polis memuru Sulduz (Negede) şehrindeki protestolarda 4 kişinin öldüğünü ve 43 kişinin yaralandığını açıkladı.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen Farsça, İngilizce, Fransızca, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Saleh Kamrani'nin bir avukat ve insan hakları savunucusu olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle gözaltına alınmasından endişe duyduğunuzu belirtin;

- Kamrani'nin işkence ve kötü muamele görmediğini garanti etmelerini, ailesiyle düzenli iletişim kurma ve hemen avukat tutma izni verilmesini, ayrıca gereken sağlık yardımının sağlanmasını isteyin;

- Yetkilileri, uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargı önüne çıkarılmadığı takdirde Kamrani'yi hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaya çağırın.

Devamını oku...

20 Haziran 2006 Salı

Mostafa Evezpoor (Mustafa Evezpur) (E), 25, Azerbaycanlı Türk topluluğa mensup

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/068/2006

20 Haziran 2006

UA 120/06 (MDE 13/047/2006, 5 Mayıs 2006)-Keyfi Tutuklama/ Hücre Gözaltısı/ İşkence ve kötü muamele Raporuyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Mostafa Evezpoor (Mustafa Evezpur) (E), 25, Azerbaycanlı Türk topluluğa mensup

Mustafa Evezpur 22 Mayıs'ta Tebriz Hapishanesinden serbest bırakılmıştır.

Raporlara göre Evezpur, 6 Nisan'da Doğu Azerbaycan eyaletinin Tebriz şehrindeki evinde 16 yaşındaki kardeşi Murtaza'yla birlikte gözaltına alınmıştır. 14 yaşındaki kardeşleri Muhammed Rıza, aynı günün daha erken saatlerinde İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından bir duvara "Ben Türk'üm ve Dilim Türkçe'dir" sloganını yazarken gözaltına alınmıştı. Bağ-ı Şimal adı verilen İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezine götürülen Evezpur'un burda şiddetle darp edildiği bildirilmiştir. O ve Murtaza Evezpur üç gün boyunca gözaltında tutulmuşlardır.

16 Mayıs'ta Mustafa Evezpur'un ailesi onu Tebriz Hapishanesinde ziyaret etmiş ve o, kötü muameleye maruz kaldığını bildirmiş ancak detay vermemiştir.

Başvuru gönderen herkese teşekkürler. Acil Eylem Ağı tarafından daha fazla eylem talep edilmemektedir.

Devamını oku...

16 Haziran 2006 Cuma

İRAN - Saleh Kamrani (E), 34, Avukat ve insan hakları savunucusu

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/067/2006
16 Haziran 2006

UA 171/06 "Ortadan Kaybolma" Tehlikesi/ Güvenlik Endişesi/ Sağlık Endişesi/ Olası Düşünce Mahkumu

İRAN - Saleh Kamrani (E), 34, Avukat ve insan hakları savunucusu

Azerbaycanlı Türk avukat Saleh Kamrani'nin 14 Haziran'da güvenlik güçleri tarafından zorla götürülüp gözaltında tutulmasından ve işkence riski altında olmasından endişe edilmektedir. Kamrani'nin kalp rahatsızlığı nedeniyle düzenli ilaç yardımına ihtiyaç duyduğu bildirilmiştir. Bir avukat ve insan hakları savunucusu olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle gözaltına alındığı düşünülen Kamrani, Uluslararası Af Örgütü tarafından "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) sayılmaktadır.

Raporlara göre Saleh Kamrani, 14 Haziran günü öğlen saat 3 sularında Tahran'daki evini arayarak eşine eve gelmek üzere olduğunu söylemiştir. 4:30 ya da 5'te eve varması gerekirken hala gelmeyince eşi onu aramış, ancak telefonun kapalı olduğunu farketmiştir. Bunun üzerine Tehran'daki bütün hastane ve karakolları aramış, ancak bir sonuca ulaşamamıştır. O akşam İstihbarat Bakanlığı'nı arayan eşinin konuştuğu memurlar ise Kamrani'nin gözaltında olduğunu kabul etmekten kaçınmışlardır.

1999 yılından beri avukatlık yapan Saleh Kamrani, siyasi veya kültürel faaliyetleri nedeniyle gözaltında tutulan birçok İranlı Azerbaycan Türkünü (İran Azerbaycanlısını) savunmuştur. 17 Nisan'da gözaltına alınan Saleh Malla Abbasi, müvekkillerinden biridir. (bkz. UA 115/06, MDE 13/045/2006, 3 Mayıs 2006). Saleh Kamrani ayrıca diğer etnik toplulukların üyelerinin de avukatlığını yapmıştır. Raporlara göre İran emniyet güçleri tarafından rahatsız edilmekte ve tutuklanmakla tehdit edildiği telefonlar almaktadaydı. Kamrani 2005 yılında kardeşiyle birlikte Urmiye şehrinde 3 gün boyunca gözaltında tutulmuştu. O ayrıca insan haklarıyla ilgili makaleler yazmakta ve avukatlar ile öğrenciler için insan hakları eğitimi oturumları düzenlemekteydi. 30 Mart'ta gözaltına alınan kardeşi Muharrem Kamrani'nin 19 günlük gözaltı süreci boyunca işkence gördüğü bildirilmişti. (bkz. UA 86/06, MDE 13/039/2006, 12 Nisan 2006).

GENEL BİLGİLENDİRME: 2006 yılının Mayıs ayında İran'ın Azerbaycan Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu kuzey-batı şehirlerinde, 12 Mayıs günü devlet gazetesi "İran"da yayınlanan ve Azerbaycanlıların çoğunun hakaretamiz olarak kabul ettikleri karikatürler protesto edildi. Bu gösterilerde yüzlerce katılımcı gözaltına alındı. (bkz. UA 151/06, MDE 13/055/2006, 26 Mayıs 2006 ve UA 163/06, MDE 13/063/2006, 8 Haziran 2006). Gözaltına alınanların bir kısmının işkence gördükleri ve tedaviye ihtiyaç duydukları bildirildi. Adı geçen gazete 23 Mayıs günü geçici olarak kapatıldı ve editörü ile karikatürlerin çizeri gözaltına alındı. İran'daki Azerbaycanlı kaynakların belirttiğine göre güvenlik güçlerinin müdaheleleri sonucu onlarca protestocu öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. Güvenlik güçleri gösterilerde ölenlerin olduğunu reddettiler, ancak 29 Mayıs günü bir polis memuru Sulduz (Negede) şehrindeki protestolarda 4 kişinin öldüğünü ve 43 kişinin yaralandığını açıkladı.

İran güvenlik güçleri, çoğunlukla insanları günler ya da haftalar boyunca gözaltına alıp kimi zaman bilinmeyen yerlerde tutmakta ve aileleriyle görüşmelerine izin vermemektedirler. Örneğin, bir haftadır "ortadan kaybolduğu" belirtilen aktivist öğrenci Abed Tavanche 5 Haziran'da Tahran'ın Evin Hapishanesinden ailesini arayarak 26 Mayıs'tan beri gözaltında tutulduğunu açıklamıştı. (bkz. UA 165/06, MDE 13/065/2006, 9 Haziran 2006).

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen Farsça, İngilizce, Fransızca, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

Azerbaycanlı Türk avukat Saleh Kamrani'nin 14 Haziran 2006 günü güvenlik memurları tarafından zorla götürüldüğünü bildiren raporlar nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin;

- Eğer gözaltındaysa, yetkililerden onun nerde ve ne için tutulup neyle suçlandığını açıklamalarını talep edin;

- Kamrani'nin işkence ve kötü muamele görmediğini garanti etmelerini, ailesiyle düzenli iletişim kurma ve hemen avukat tutma izni verilmesini, ayrıca gerekirse sağlık yardımı sağlanmasını isteyin.

- Eğer gözaltındaysa, yetkilileri uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargılanmadığı takdirde Kamrani'yi hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaya çağırın.

Devamını oku...

26 Mayıs 2006 Cuma

İran'daki Azerbaycan Türk toplumuna mensup gözaltına alınmışlar

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/055/2006

26 Mayıs 2006

UA 151/06 Tecrit Gözaltısı/ İşkence ve kötü muamele endişesi

İRAN - Dr Ahmad Gholipoor Rezaie (Ahmed Golipur Rızayi), Dr Heyderoğlu olarak tanınıyor (E) 47 ya da 48 yaşında
Hasan Ali Hajabollu, Hasan Erk olarak tanınıyor, (E) 47 ya da 48 yaşında
Hassan Shahi (Hasan Şahi) (E)
Ahmad Soltani (Ahmed Sultani) (E)
Changiz (Cengiz) Bakhtave (E)
Babak (Babek) Bakhtave (E)
Ebrahim Dashti (İbrahim Daşti) (E)
Hussein (Hüseyin) Sababi (E)
Javad Abbasi (Cevad Abbasi) (E)
Saber Beytallahi (E)
Ali Husseinejad (Hüseyinnejad) (E)
Bahman Nasirzadeh (Bahman Nesirzade) (E)
Ali Halmi (E)
Mohsen Damirchi (Muhsin Demirçi) (E)
Asgar Akbarzadeh (Esger Ekberzade) (E)
Ismail Rezaie (İsmail Rızayi) (E)

ve diğer yüzlercesi

Yukarıda adları geçen şahıslar ve diğer yüzlercesi, İran'daki Azerbaycan Türk toplumuna mensup olup, ülkenin kuzey-batısında devam eden kitlesel protesto gösterileri sırasında gözaltına alınmışlardır. Şu anda hücre hapsinde tutuldukları ve işkence ya da kötü muamele riski altında olmalarından endişe edildiği rapor edilmiştir.

Söz konusu gösteriler 12 Mayıs'ta devlet gazetesi "İran"da Azerbaycan Türk toplumunun (İran Azerbaycanlılarının) çoğunu rencide eden bir karikatürün yayınlanmasının ardından başladı. Gazetenin yayını 23 Mayıs'ta geçici olarak durdurulmuş ve editör ile karikatür çizeri gözaltına alınmışlardır.

Tehran ve Tebriz'deki Azerbaycanlı Türk öğrenciler protesto gösterilerini başlatanlar olmuşlardır. Daha sonra protestolar Tebriz, Urmiye, Erdebil, Merağa ve Zenjan gibi nüfusun çoğunluğunun Azerbaycan Türkü olduğu kuzey-batı şehirlerinin geneline yayılmıştır.

Gösteriler hızla büyümüş ve sadece Tebriz şehrinde, 22 Mayıs günü yapılan gösterilerde katılım 300.000-500.000 civarında gerçekleşmiştir. Yüzlerce göstericinin gözaltına alındığı bildirilen protestolarla ilgili 24 Mayıs'ta İran Yasa İnfaz Gücü başkanı, yaklaşık 60 kişinin gözaltına alındığı açıklamasını yapmıştır.

Raporlara göre göstericiler özel kuvvetler ve gönüllü milis teşkilatı "Besic" üyeleri tarafından darp edilmişlerdir. Tebriz şehrinde özel kuvvetlerin halkın üzerine ateş açması sonucu ölenlerin olduğu açıklanmış, ancak bu yetkiller tarafından yalanlanmıştır.

Azerbaycanlı aktivistler Saber Beytallahi, Ali Hüseyinnejad, Bahman Nesirzade ve Muhsin Demirçi, 18 Mayıs'ta Makü şehrinde İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alınmışlardır.
Uluslararası Af Örgütünün bu aktivistlerin durumuyla ilgili detaylı bilgisi yoktur. Ahmed Sultani ve kardeş, 22 Mayıs'ta İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından evlerinde gözaltına alınmışlardır. Memurlar Sultani'nin evini arayarak Türkçe kitaplara, CD ve belgelere el koymuşlardır. İki kardeşin Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı merkezinde gözaltında tutuldukları sanılıyor. Cengiz Bahtave ve Hasan Şahi 22 Mayıs günü Tebriz'de gözaltına alınmış olup nerde tutuldukları bilinmemektedir. Azerbaycanlı aktivist Dr. Ahmed Golipur Rızayi (Dr. Heyderoğlu olarak tanınıyor) ve Hasan Ali Hajabollu (Hasan Erk) aynı gün Tebriz'deki gösteriye katıldıktan sonra gözaltına alınmışlardır. İstihbarat Bakanlığı memurları onları bir arabaya binerken akşam saat 6 sularında gözaltına almıştır. Önce karakola götürülen aktivistler daha sonra İstihbarat Bakanlığı'nın Tebriz'deki gözaltı merkezine nakledilmişlerdir. Aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurmalarına izin verilmeyen aktivistlerden Dr. Rızayi'nin ailesinin, bilgi alabilmek için her gün gözaltı merkezini ziyaret ettikleri bildirilmiştir.

Azerbaycanlı tanınmış aktivist ve öğretmen Cevad Abbasi, 24 Mayıs'ta Salmas şehrindeki evinde gözaltına alınmıştır. İstihbarat Bakanlığı memurları Abbasi'nin evini arayarak, Türkçe kitaplarına, CDlerine, ailenin adres defteri ve bilgisayarına el koymuşlardır. Ailesi, onun Urmiye şehrindeki İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezinde tutulduğuna inanmaktadır, ancak ne onların ne de avukatının Abbasi'yle görüşmesine izin verilmemiştir.Abbasi, 2005 yılının Aralık ayında "ayrılıkçı propaganda ve pan-Türkist (Türkçü) gruplarla bağlantı kurmak" suçlamasıyla altı ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezanın bir bölümünü çeken aktivist 12 Mart'ta serbest bırakılmıştı.

İbrahim Deşti 25 Mayıs'ta Tebriz'deki evinde sivil giyimli İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alınmıştır. O günden beri durumundan haber alamayan ailesi, İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezinde tutulduğuna inanmaktadır. Merkeze, onun durumuyla ilgili bilgi almak için giden iki oğlu da gözaltına alınmışlardır. Uluslararası Af Örgütü oğullarından birinin isminin Babek Deşti olduğunu öğrenmiştir, ancak diğer oğlun ismi bilinmemektedir. Hüseyin Sababi, 25 Mayıs'ta Erdebil şehrindeki işyerinde sivil giyimli İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alınmıştır. Sababi daha önce 27 Mayıs günü Erdebil'de yapılacak gösteriyle ilgili bildiriler dağıtmıştır. Aynı gün Esger Ekberzade, gösterilerle ilgili bildiriler dağıttığı gerekçesiyle bir caddede gözaltına alınmıştır.

İsmail Rızayi 26 Mayıs'ta Tebriz şehrindeki evinde kimliği bilinmeyen sivil giyimli şahıslar tarafından gözaltına alınmıştır. İstihbarat Bakanlığı memurları oldukları sanılan kişiler gözaltı sırasında Rızayi'nin eşini darp etmişlerdir.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen Farsça, İngilizce, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

-İran'ın kuzey-batısında Azerbaycan Türk toplumu tarafından yapılan kitlesel protesto gösterileri sırasında gözaltına alınan 16 kişi (adlarını belirtin) ve diğer yüzlercesinin güvenliğinden endişe ettiğinizi belirtin;

-Yetkililere, gözaltındakilere yönelik suçlamaları açıklamaları, adli bir suçla yargılanmadıkları halde hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmaları çağrısında bulunun;

- Yetkililere, onların nerde tutulduğunu açıklayarak, ailelerine, tutacakları avukatlara, çevirmenlere ve talep ederlerse sağlık yardımına ulaşmalarını bir an önce sağlamaları çağrısında bulunun;

- Gözaltındakilerin işkence ve kötü muameleye maruz kalmadıklarının garanti edilmesini talep edin.

Devamını oku...

5 Mayıs 2006 Cuma

İRAN - Mostafa Evezpoor (Mustafa Evezpur) (E), 25, Azerbaycanlı Türk topluluğa mensup

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/047/2006

5 Mayıs 2006

UA 120/06 Keyfi Tutuklama/ Hücre Gözaltısı/ İşkence ve kötü muamele

İRAN - Mostafa Evezpoor (Mustafa Evezpur) (E), 25, Azerbaycanlı Türk topluluğa mensup

Mustafa Evezpur, Tebriz'deki İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezi olmasına ihtimal verilen açıklanmayan bir yerde, tecrit gözaltısında tutulmakta ve işkence görmesinden endişe edilmektedir.

Raporlara göre Mustafa Evezpur 6 Nisan'da Doğu Azerbaycan eyaletinin Tebriz şehrindeki evinde 16 yaşındaki kardeşi Murtaza'yla birlikte gözaltına alınmıştır. 14 yaşındaki kardeşleri Muhammed Rıza, aynı günün daha erken saatlerinde İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından bir duvara "Ben Türk'üm ve Dilim Türkçe'dir" sloganını yazarken gözaltına alınmıştı. Bağ-ı Şimal adı verilen İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezine götürülen Evezpur'un burda şiddetle darp edildiği bildirilmiştir. O gece geç saatlerde, arama ve tutuklama izinleri bulunmayan yaklaşık 15 İstihbarat Bakanlığı memurunun Evezpur ailesinin evine girdikleri bildirilmiştir. Evi arayan memurlar, Azerbaycan Türkçesindeki kitaplara, gazetelere, posterlere, cdlere, üç kardeşin diğer Azerbaycan Türkü aktivistlerle katıldıkları milliyetçi toplantıların görüntülerini içerdiği belirtilen dvdlere ve bir telefon defterine el koymuşlardır. Mustafa ve Murtaza Evezpur bu sırada gözaltına alınmışlardır.

Muhammed Rıza ve Murtaza Evezpur, üç gün boyunca gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılmışlardır. Bu süreçte Muhammed Rıza'nın, 24 saat boyunca ayağından asılarak, aç ve susuz bırakılarak ve lavaboya gitmesine izin verilmeyerek işkence edildiği bildirilmiştir.

Mustafa Evezpur halen gözaltında tutulmaktadır. Tutulduğu yer ailesine açıklanmamıştır ve onlara iletişim kurma izni verilmemiştir. Ailesi, onu sadece 9 Nisan'da mahkemeye çıkarılırken bir an için görebilmişlerdir. Şu anda Tebriz'deki İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezinde tutulduğu sanılmaktadır. Avukata erişimi olmayan Evezpur'un işkenceye maruz kalmasından korkulmaktadır.

Uluslararası Af Örgütü, Mustafa Evezpur'un Azerbaycan Türkleri'nin haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınan bir "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) olabileceğine inanmaktadır.
Eğer böyleyse, o hiç bir ön koşul belirtilmeden bir an önce serbest bırakılmalıdır. Aksi takdirde tanınabilir adli bir suçla, adaletli bir şekilde yargı önüne çıkarılmalıdır.

GENEL BİLGİLENDİRME: İrandaki Azerbaycanlılar çoğunlukla Şii Müslüman olup Türki bir dil konuşurlar. İran'ın en büyük azınlığı olup resmi istatistiklere göre nüfusun %25-30'luk bölümünü oluşturan bu halk genelde ülkenin kuzeyinde ve başkent Tahran'da yaşamaktadır. İrandaki Azerbaycanlıların çoğu, dini azınlıklardan daha az ayrımcılık görmelerine ve ülke ekonomisine entegre olmalarına rağmen, anayasal hakları olan Azerbaycan Türkçesinde eğitim dahil olmak üzere daha geniş kültürel haklar talep etmektedirler. İran devlet yetkilileri Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlara kuşkuyla bakmakta ve onlara "pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi belli belirsiz sözlerle bezenmiş suçlamalar yöneltmektedirler.

2005 yılının Haziran ayının sonlarında, Keleyber'deki Babek Kalesi kültürel toplantılarına katılan İranlı Azerbaycan Türkleri gözaltına alınmışlardır. En az 21 kişi "sistem aleyhine propaganda yapmak" ve "düzeni bozmak amaçlı organizasyonlar kurmak" gibi suçlamalarla, bir kısmı ertelenen üç ay-bir yıl arası hapis cezalarına çarptırılmışlardır. Bu kişilerden bazıları 10 yıl boyunca Keleyber'e gitmekten menedilmişlerdir. 30 Mart 2006'da Azerbaycanlı aktivistler İbrahim Raşidi ve insan hakları savunucusu avukat Saleh Kamrani'nin kardeşi olan Muharrem Kamrani gözaltına alınmışlardır. Bu kişiler "milli güvenlik aleyhine faaliyet etmek" suçlamasıyla yargılanmak üzere 18 Nisan'da serbest bırakılmışlardır. (bkz. UA 86/06, MDE 13/043/2006, 2 Mayıs 2006 ve diğer raporlar). 17 Nisan 2006'da gözaltına alınan Azerbaycanlı aktivist Saleh Malla Abbasi ise Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde tecritte tutulmaktadır. (bkz. UA 115/06, MDE 13/045/2006, 3 Mayıs 2006).

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde tecritte tutulduğu bildirilen Mustafa Evezpur'un güvenliğine yönelik endişelerinizi belirtin;

- Adı geçen kişiye, bir an önce avukat tutma ve ailesiyle görüşme haklarının sağlanmasını talep edin;

- Evezpur'un kendisiyle aynı gün gözaltına alınan 14 yaşındaki kardeşinin işkence gördüğünün bildirilmesinden duyduğunuz endişeyi belirterek Mustafa Evezpur'un işkence ve kötü muameleye maruz kalmadığının garanti edilmesini isteyin;

-İran'ın taraf ülkelerinden biri olduğu BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'nin "Hiç kimse işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz." maddesini hatırlatarak işkence iddialarının araştırılmasını ve sorumluların yargılanmasını talep edin;

- Mustafa Evezpur'un sadece Azerbaycan Türkleri'nin haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınmasından endişe duyduğunuzu belirtin;

- Yetkililere, uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargılanmadığı halde onu hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaları çağrısında bulunun;

Devamını oku...

4 Mayıs 2006 Perşembe

Hojjatoleslam Ezimi Qedimi (Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi)

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/046/2006

4 Mayıs 2006

UA 219/05 (MDE 13/046/2005, 24 Ağustos 2005) ve (MDE 13/067/2005, 04 Kasım 2005) - Güvenlik endişesi/ İşkence ve kötü muamele korkusu/ Adil olmayan Yargılama/ Olası düşünce mahkumu Raporlarıyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Hojjatoleslam Ezimi Qedimi (Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi) (E), 32

Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi 20 Şubat 2006'da bir yıllık hapis cezasına karşı yapılan temyiz başvurusunun Din Adamları Özel Mahkemesi 2. Şubesi tarafından reddedilmesinden sonra 26 Mart 2006'da hapishaneye geri götürülmüştür.

Hüccet'ül-islam Kadimi, 2006 yılının Ocak ayında Tebriz'deki Din Adamları Özel Mahkemesi 5. Şubesi tarafından Ceza Kanununun 19.,20.,48. ve 500., Adli Prosedürler Kanununun 42. ve Din Adamları Yasasının 42. ve 48. maddelerinden yargılanmıştır. Kadimi, "sistem aleyhine çalışan toplulukların propagandasını yapmak" suçlamasıyla bir yıl hapis, İran'ın Azerbaycan eyaletlerinden (Doğu ve Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zenjan) sürgün, “din adamlığı haysiyetine hakaret” suçundan 10 yıl süreyle din adamlığı elbisesi giymekten menedilme, ve 5 yıl boyunca ülke dışına çıkmama cezalarına çarptırılmıştır. O, ayrıca 2004 yılında aldığı hükmle ilgili mahkemeye itaatsizlikten 91 gün hapis cezası almıştır. Bu hüküm, Erdebil'de Serçeşme (Karabağ) Camiisinde İran devletinin Azerbaycanlılara yönelik ekonomik ve kültürel politikalarına tepki olarak yapılan bir oturma eyleminde nedeniyle verilmiş ve Kadimi iki yıl Kum şehrine hapis cezasına çarptırılmıştı.

Kapalı olarak görülen ve sanığın avukata erişimi olmadığı sanılan mahkeme celsesinde Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi'nin kendini anadili olan Azerbaycan Türkçesinde savunmasına izin verilmemiştir. Ona karşı yöneltilen suçlamaların "Bağer Han'ın mezarı başında kanunsuz toplantı düzenlemek", "Şems-i Tebriz internet sitesine röportaj vermek", "Ana Yurdu TV kanalına röportaj vermek", "İslam Cumhuriyetine muhalefet etmek", "mahkemeye itaatsizlik", "Resul dergisinin yayınlanıp çoğaltılmasına katkıda bulunmak" ve "Kum şehrindeki genç dini öğrencileri yanlış yönlendirmek" ile ilgili olduğu belirtilmiştir.

Uluslararası Af Örgütü, Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi'ye yönelik suçlamaların uluslararası standartlardan uzak olup, İran'ın da taraf ülkelerinden biri olduğu BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 19, 21, 26 ve 27. maddelerinde tanınan ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle ayrımcılığa uğramama haklarını ihlal etmektedir. Buna göre, Hüccet'ül İslam Ezimi Kadimi, İran'daki Azerbaycan Türk topluluğu adına yürüttüğü barışçıl aktivitelerden dolayı hapsedilen bir vicdan mahpusu (düşünce mahpusu) olup Uluslararası Af Örgütü onun hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep etmektedir.

Hüccet'ül-islam Kadimi, 2005 yılının Aralık ayında İsveç'te Uluslararası Af Örgütüne şu açıklamada bulundu: "Uluslararası Af Örgütü'nün benimle ilgili başlattığı kampanya için çok minnettarım. Tutukluyken eylemlerden haber aldım. Serbest bırakıldıktan sonra, güvenlik güçleri tarafından sorgulanırken gönderilen mektupları gördüm. Mektuplarınız benim için çok şey ifade ediyor."

GENEL BİLGİLENDİRME: Din Adamları Özel Mahkemesi, 1987'de İslam Cumhuriyetinin kurucusu tarafından İran'daki Şii din adamlarının yargılanması için oluşturulan olağandışı bir mahkeme olup hukuki yapının dışında çalışır. Görülen davalar uluslararası adil yargılama standartlarıyla örtüşmemektedir. (Detaylı bilgi için bkz.: "Iran: Human Rights Violations against Shi’a Religious Leaders and their Followers" AI İndeksi: MDE 13/018/1997)

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

-Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi'nin, İran'ın da taraf ülkelerinden biri olduğu BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nde tanınan ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle ayrımcılığa uğramama haklarının ihlali olarak, İran'daki Azerbaycan Türk topluluğu adına yürüttüğü barışçıl aktivitelerden dolayı hapsedilen bir vicdan mahpusu (düşünce mahpusu) olması nedeniyle duyduğunuz endişeyi belirterek, hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep edin;

- Din Adamları Özel Mahkemesinde görülen davasının uluslararası adil yargılama standartlarına uymaması nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin.

Devamını oku...

3 Mayıs 2006 Çarşamba

İRAN - Saleh Malla Abbasi (E), 53, ziraat mühendisi

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/045/2006
3 Mayıs 2006

UA 115/06 Keyfi Tutuklama/ Hücre Gözaltısı/ İşkence ve kötü muamele korkusu/ Olası Düşünce Mahkumu

İRAN - Saleh Malla Abbasi (E), 53, ziraat mühendisi

Saleh Malla Abbasi, hücre gözaltısında tutulup işkence ve kötü muamele görme riski altındadır. Onun, İran'daki Azerbaycan Türk toplumunun haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınan bir "vicdan mahpusu" (düşünce suçlusu) olduğu sanılmaktadır.

İran'daki Azerbaycan Türk topluluğunun hakları için faaliyet eden bir aktivist olan evli ve iki kız babası Saleh Malla Abbasi, 17 Nisan'da Eher şehrinde gözaltına alınmıştır. İstihbarat Bakanlığı polislerinin eve ön ve arka kapılardan aynı anda girdikleri bildirilmiştir. Polisler Malla Abbasi'nin eşi ve iki kızına yerlerinden kıpırdamamalarını söyleyerek evi ayrıntılarıyla aramışlardır. Ailenin bilgisayarına, uydu çanağına, Türkçe kitaplarına, CDlerine, telefon ve adres defterleriyle duvardaki Türkçe bir takvime el konulmuştur. Anlatılanlara göre memurlar, söz konusu takvimin ailenin "Pan-Türkist" (Türkçü) olduğunu kanıtladığını söylemişlerdir. Memurlar ayrıca ailenin fotograf albümlerini de arayarak bazı fotograflara el koymuşlardır.Daha sonra Saleh Malla Abbasi gözaltına alınmıştır.

Gözaltına alınırken Saleh Malla Abbasi'nin nereye götürüldüğü açıklanmamıştır. İki gün sonra o eşini arayarak Tebriz'deki İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde olduğunu söylemiştir. Ailesi o günden beri kendisiyle iletişim kuramamaktadır, ayrıca avukat tutmasına da izin verilmemektedir. Saleh Malla Abbasi'nin kimsenin onun durumunu öğrenmeye çalışmaması gerektiği, aksi takdirde onların da gözaltına alınabileceklerini açıkladığı bildirilmiştir. Şu anda gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kalmasından korkulmaktadır.

GENEL BİLGİLENDİRME: İrandaki Azerbaycanlılar çoğunlukla Şii Müslüman olup Türki bir dil konuşurlar. İran'ın en büyük azınlığı olup resmi istatistiklere göre nüfusun %25-30'luk bölümünü oluşturan bu halk genelde ülkenin kuzeyinde ve başkent Tahran'da yaşamaktadır. İrandaki Azerbaycanlıların çoğu, dini azınlıklardan daha az ayrımcılık görmelerine ve ülke ekonomisine entegre olmalarına rağmen, anayasal hakları olan Azerbaycan Türkçesinde eğitim dahil olmak üzere daha geniş kültürel haklar talep etmektedirler. İran devlet yetkilileri Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlara kuşkuyla bakmakta ve onlara "pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi belli belirsiz sözlerle bezenmiş suçlamalar yöneltmektedirler.

2005 yılının Haziran ayının sonlarında, Keleyber'deki Babek Kalesi kültürel toplantılarına katılan İranlı Azerbaycan Türkleri gözaltına alınmışlardır. En az 21 kişi "sistem aleyhine propaganda yapmak" ve "düzeni bozmak amaçlı organizasyonlar kurmak" gibi suçlamalarla, bir kısmı ertelenen üç ay-bir yıl arası hapis cezalarına çarptırılmışlardır. Bu kişilerden bazıları 10 yıl boyunca Keleyber'e gitmekten menedilmişlerdir. 30 Mart 2006'da Azerbaycanlı aktivistler İbrahim Raşidi ve insan hakları savunucusu avukat Saleh Kamrani'nin kardeşi olan Muharrem Kamrani gözaltına alınmışlardır. Bu kişiler "milli güvenlik aleyhine faaliyet etmek" suçlamasıyla yargılanmak üzere 18 Nisan'da teminat karşılığında serbest bırakılmışlardır. (bkz. UA 86/06, MDE 13/043/2006, 2 Mayıs 2006 ve diğer raporlar). 17 Nisan 2006'da gözaltına alınan Azerbaycanlı aktivist Saleh Malla Abbasi ise Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde tecritte tutulmaktadır. (bkz. UA 115/06, MDE 13/045/2006, 3 Mayıs 2006).

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde tecritte tutulduğu bildirilen Saleh Malla Abbasi'nin güvenliğine yönelik endişelerinizi belirtin;

- Adı geçen kişiye, bir an önce avukat tutma ve ailesiyle görüşme haklarının sağlanmasını talep edin;

- Abbasi'nin gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kalmadığının garanti edilmesini isteyin;

- Saleh Malla Abbasi'nin sadece Azerbaycan Türkleri'nin haklarını savunmak adına yürüttüğü barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınmasından endişe duyduğunuzu belirtin;

- Yetkililere, uluslararası standartlara göre adli bir suçla yargılanmadığı halde onu hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakmaları çağrısında bulunun.

Devamını oku...

2 Mayıs 2006 Salı

Maharam (Muharrem) Kamrani (E), tıp doktoru ve editör Ebrahim Rashidi (İbrahim Raşidi) (E), mühendis

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/043/2006

02 Mayıs 2006

UA 86/06 (MDE 13/039/2006, 12 Nisan 2006) Hücre Gözaltısı/ İşkence ve Kötü Muamele Tehlikesi/ Olası Düşünce Mahkumları Raporuyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Maharam (Muharrem) Kamrani (E), tıp doktoru ve editör Ebrahim Rashidi (İbrahim Raşidi) (E), mühendis

Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi 18 Nisan'da kişi başı 30 milyon riyal (3.278 dolar) teminat karşılığında serbest bırakılmışlardır. "Milli güvenlik aleyhine faaliyet" suçlaması yöneltilen aktivistlerin yargılanmalarının ne zaman başlayacağı belirtilmemiştir.

İran'daki Azerbaycan Türk topluluğuna mensup aktivistlerden olan Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi, 30 Mart'ta İstihbarat Bakanlığı (Ettelaat) memurları tarafından gözaltına alınmışlardır. Bu şahıslar gözaltına alınmadan önceki gün, bir anma etkinliği için izin almak amacıyla yetkililere başvurmuş, ancak bu talepleri reddedilmişti. Onlar 2 Nisan'a kadar Eher şehrinde İstihbarat Bakanlığı kontrolündeki gözaltı merkezinde tutulmuş, daha sonra Tebriz'de aynı bakanlığın kontrolünde olan başka bir gözaltı merkezine nakledilmişlerdi. Aktivistler, gözaltı süreçlerinin tamamını hücre gözaltısında geçirmiştirler.

Ceza Kanununda kesin olarak tanımlanmayan "milli güvenlik aleyhine faaliyet" suçlaması, insan hakları savunucuları ve politik aktivistlerin ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını ihlal etmekte kullanılabilmektedir.

Buna göre Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi'nin vicdan mahpusları (düşünce suçluları) olmasına ihtimal verilmekte ve Uluslararası Af Örgütü onların hiç bir ön koşul olmadan serbest bırakılmalarını talep etmektedir.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi'nin artık tecritte tutulmayarak teminat karşılığında serbest bırakıldığı haberini memnuniyetle karşıladığınızı belirtin;

- Onlara karşı yöneltilen suçlamalar ve kanıtları hakkında detaylı bilgi isteyerek ve mahkeme işlemleriyle ilgili detayların açıklanmasını isteyin;

- Onların, uluslararası standartlara göre tanınmış ifade ve örgütlenme özgürlüğü hakkını ihlal edebilecek ucu açık suçlamalarla karşı karşıya olmaları nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin.

- Eğer mahkum edilirlerse Uluslararası Af Örgütünün onları "vicdan mahpusu" (düşünce mahkumu) sayacağını bildirin.

Devamını oku...

12 Nisan 2006 Çarşamba

Maharam (Muharrem) Kamrani, (E) tıp doktoru ve editör Ebrahim Rashidi (İbrahim Raşidi) (E), mühendis

KAMUSAL BELGE
AI İndeksi: MDE 13/039/2006
12 Nisan 2006

Hücre Gözaltısı/ İşkence ve Kötü Muamele Tehlikesi/ Olası Düşünce Mahkumları

İRAN - Maharam (Muharrem) Kamrani, (E) tıp doktoru ve editör Ebrahim Rashidi (İbrahim Raşidi) (E), mühendis

Yukarıda adları geçen iki kişi, hücre gözaltısında tutulup işkence ve kötü muamele görme riski altındadırlar. Onların, İran'daki Azerbaycan Türk toplumunun haklarını savunmak adına yürüttükleri barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınan "vicdan mahpusları" (düşünce suçluları) olduğu sanılmaktadır.

Tıp doktoru olan Muharrem Kamrani, öğrencilik döneminden beri "Oyanış" dergisinin editörlüğünü yapmaktadır. O daha önce 2005 yılının Haziran ayında avukat ve insan hakları savunucusu olan kardeşi Saleh Kamrani'yle birlikte gözaltına alınmıştı. Bu süreçte her iki kişi de suçlamaları belirtilmeden 3 gün boyunca gözaltında tutulmuş ve daha sonra serbest bırakılmıştırlar. İbrahim Raşidi ise sonradan yetkililer tarafından kapatılan "Bakış" dergisinin yayıncısıydı.

Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi, 30 Mart sabahı saat birde Doğu Azerbaycan eyaletinin Eher şehridneki bir otobüs durağında gözaltına alınmışlardır. Bu iki kişi, bir önceki gün diğer bazı Azerbaycanlı Türk aktivistlerle birlikte 31 Mart'ta yapılacak bir anma etkinliği için izin almak amacıyla yetkililere başvurmuş, ancak bu talepleri reddedilmişti. Eve dönmediklerinde aileleri onları aramış ve İstihbarat Bakanlığı (Ettelaat) yetkilileri, bu kişileri gözaltına aldığını açıklamıştır. Muharrem Kamrani'nin kardeşi Arsalan, kardeşinin doğum sertifikasını göstermesi için İstihbarat Bakanlığı ofisine çağrılmış ve gözaltına alınarak 31 Mart'ta serbest bırakılmıştır.

Saleh Kamrani İstihbarat Bakanlığı ofisine başvurarak bir ziyaret dilekçesi ve kardeşi ile İbrahim Raşidi'nin avukatlığını yapmak için dilekçe sunmuştur. Kamrani, bu taleplerini sürdürdüğü takdirde tutuklanmakla tehdit edilmiştir. Kamrani ve Raşidi'nin nerde tutulduklarını öğrenmek için İstihbarat Bakanlığı ofisine başvuran diğer iki Azerbaycanlı aktivist Esger Nuri ve Jaber Musevi gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılmışlardır.

Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi, gözaltına alındıktan beri aileleri ve avukatlarına ulaşamamaktadırlar.Aileleri hergün gözaltı merkezini ziyaret ederek onlarla görüşmeyi talep etmiş, ancak her seferinde gözaltına alınmakla tehdit edilmişlerdir. Ziyaretlerden birinde Arsalan Kamrani, kısa bir süre için adı geçen kişileri kelepçelenmiş ve birbirlerine zincirlenmiş olarak başka bir gözaltı merkezine nakledilirken görmüştür. 2 Nisan ya da ona yakın olan günlerden birinde, bu kişiler Eher'den Tebriz şehrine, İstihbarat Bakanlığı kontrolündeki başka bir gözaltı merkezine nakledilmiştirler. Şu anda suçlamalarının belirlenmediği sanılmaktadır.

GENEL BİLGİLENDİRME: İrandaki Azerbaycanlılar çoğunlukla Şii Müslüman olup Türki bir dil konuşurlar. İran'ın en büyük azınlığı olup resmi istatistiklere göre nüfusun %25-30'luk bölümünü oluşturan bu halk genelde ülkenin kuzeyinde ve başkent Tahran'da yaşamaktadır. İrandaki Azerbaycanlıların çoğu, dini azınlıklardan daha az ayrımcılık görmelerine ve ülke ekonomisine entegre olmalarına rağmen, anayasal hakları olan Azerbaycan Türkçesinde eğitim dahil olmak üzere daha geniş kültürel haklar talep etmektedirler. İran devlet yetkilileri Azerbaycan kültürel kimliğini ve anadili kullanım haklarını savunanlara kuşkuyla bakmakta ve onlara "pan-Türkizm yayılmacılığı yaparak ülke güvenliğine karşı eylemlerde bulunmak” gibi belli belirsiz sözlerle bezenmiş suçlamalar yöneltmektedirler.

2005 yılının Haziran ayının sonlarında, Keleyber'deki Babek Kalesi kültürel toplantılarına katılan İranlı Azerbaycan Türkleri gözaltına alınmışlardır. En az 21 kişi "sistem aleyhine propaganda yapmak" ve "düzeni bozmak amaçlı organizasyonlar kurmak" gibi suçlamalarla, bir kısmı ertelenen üç ay-bir yıl arası hapis cezalarına çarptırılmışlardır. Bu kişilerden bazıları 10 yıl boyunca Keleyber'e gitmekten menedilmişlerdir. 31 Mart 2006 tarihinde Tebriz'de her yıl yapılan bir anma toplantısında katılımcılar gözaltına alınmışlardır. Bunların bir kısmı daha sonra serbest bırakılsa da halen suçlamaları belirtilmeden, aileleri ve avukatlarıyla görüştürülmeyerek gözaltında tutulanlar vardır.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

-Tebriz'de İstihbarat Bakanlığı'nın gözaltı merkezinde tutuldukları bildirilen Muharrem Kamrani ve İbrahim Raşidi'nin güvenliğiyle ilgili endişelerinizi belirtin;

- Yetkililere, adı geçen kişilere bir an önce avukat tutma ve aileleriyle görüşme hakkının tanınması çağrısında bulunun;

- Yetkililerden gözaltındakilerin işkence ve kötü muameleye maruz kalmadıklarının garanti edilmesini isteyin;

- Bu kişilerin sadece İran'daki Azerbaycan Türk toplumunun haklarını savunmak adına yürüttükleri barışçıl faaliyetler nedeniyle gözaltına alınmalarından duyduğunuz endişeyi belirtin;

- Yetkililerden, adı geçen şahısların eğer adli bir suçla yargılanmıyorlarsa hiç bir ön şart olmadan bir an önce serbest bırakılmalarını talep edin.

Devamını oku...

4 Kasım 2005 Cuma

İran: Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/067/2005
04 Kasım 2005

İran: Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi (E) Güvenlik endişesi/ İşkence ve kötü muamele korkusu/ Olası düşünce mahkumu Raporuyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi (E), 32 yaşında, Müslüman din adamı

Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi 24 Ekim ya da ona yakın olan günlerde teminat karşılığında mahkeme tarihine kadar serbest bırakılmıştır. Yargılanmasının hangi tarihte başlayacağı bilinmemektedir.

Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi, Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti Tebriz'in yakınlarındaki Verzigan kentinden Azerbaycanlı bir din adamıdır. Raporlara göre o, 5 Ağustos'ta Tebriz'de Azerbaycanlı tarihi kahraman Bağer Han'ın mezarı başında, İran'da ilk seçilmiş meclisin iş başına geldiği 1906 Meşrutiyet Devrimini anma merasiminde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştır.

Hüccet-ül-islam Ezimi Kadimi'nin, "Bağer Han'ın mezarı başında meşrutiyet devriminin yıldönümünde kanunsuz toplantı düzenlemek", "Şems-i Tebriz internet sitesine röportaj vermek", "Ana Yurdu TV kanalına röportaj vermek", "İslam Cumhuriyetine muhalefet etmek", "mahkemeye itaatsizlik", "Resul dergisinin yayınlanıp çoğaltılmasına katkıda bulunmak" ve "Kum şehrindeki genç dini öğrencileri yanlış yönlendirmek" ile suçlandığı belirtilmştir.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Hüccet'ül İslam Ezimi Kadim'in teminat karşılığında serbest bırakıldığı haberini memnuniyetle karşıladığınızı belirtin;

- Ona yönelik suçlamalar ve mahkeme işlemleriyle ilgili detayların açıklanmasını isteyin;

- İfade ve örgütlenme özgürlüğü hakkını ihlal edebilecek ucu açık suçlamalarla karşı karşıya olması nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin.

Devamını oku...

24 Ağustos 2005 Çarşamba

Hojjatoleslam Ezimi Qedimi (Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi) Müslüman din adamı

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: MDE 13/046/2005

UA 219/05 Güvenlik endişesi/ İşkence ve kötü muamele korkusu/ Olası düşünce mahkumu

24 Ağustos 2005

İRAN - Hojjatoleslam Ezimi Qedimi (Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi) (E), 32, Müslüman din adamı

5 Ağustos'ta gözaltına alındığı bildirilen Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi'nin Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti Tebriz'de bir hapishanede tutulup işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski altında olduğu sanılmaktadır. Kesinleşmemiş raporlar onun açlık grevinde olabileceğini bildirmekte ve avukat tutup ailesiyle görüşmesine izin verilip verilmediği bilinmemektedir.

Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi, Tebriz'in yakınlarındaki Verzigan kentinden Azerbaycanlı bir din adamıdır. O, Tebriz'de Azerbaycanlı tarihi kahraman Bağer Han'ın mezarı başında, İran'da ilk seçilmiş meclisin iş başına geldiği 1906 meşrutiyet devrimini anma merasiminde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştır.

Doğrulanmamış raporlara göre Hüccet-ül-islam Ezimi Kadimi'nin, "Bağer Han'ın mezarı başında meşrutiyet devriminin yıldönümünde kanunsuz toplantı düzenlemek", "Şems-i Tebriz internet sitesine röportaj vermek", "Ana Yurdu TV kanalına röportaj vermek", "İslam Cumhuriyetine muhalefet etmek", "mahkemeye itaatsizlik", "Resul dergisinin yayınlanıp çoğaltılmasına katkıda bulunmak" ve "Kum şehrindeki genç dini öğrencileri yanlış yönlendirmek" ile suçlanmasına ihtimal verilmektedir.

Uluslararası Af Örgütü, Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi'nin etnik ve kültürel kimliğini barışçıl yollarla ifade etmesi nedeniyle gözaltına alınan bir vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) olmasından endişe etmekte ve hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep etmektedir.

Hüccet'ül İslam Ezimi Kadimi, 2004 yılında İran devletinin Azerbaycanlılara yönelik ekonomik ve kültürel politikalarına tepki olarak yapılan bir oturma eyleminde gözaltına alınmıştı. O dönemde 10 gün boyunca gözaltında tutulup iki yıl Kum şehrine sürgün edilmiştir. Daha sonra izin almadan Tebriz'e Bağer Han'ı mezarı başında anma merasimine katıldığı belirtilmiştir.

GENEL BİLGİLENDİRME: Azerbaycanlılar İran'daki en büyük etnik azınlık topluluğudurlar. Topluma entegre olmalarına rağmen, etnik ve kültürel kimliklerini daha özgürce ifade edebilme talepleri İran yetkilileri tarafından şiddetle bastırılmaktadır. İran Azerbaycanlıları, Azerbaycan Türkçesinde eğitim veren okulların olmamasından ve bu dildeki gazetelerin kapatılmasından şikayet etmektedirler.
2005 yılının Haziran ayının sonlarında, Keleyber'deki Babek Kalesi kültürel toplantılarına katılan İranlı Azerbaycan Türkleri gözaltına alınmışlardır. Geçtiğimiz yıllardaki benzer toplantılar da aynı şekilde bastırılmışlardır.

ÖNERİLEN EYLEM: Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:

- Hüccet'ül-islam Ezimi Kadimi'nin gözaltına alınması nedeniyle endişe duyduğunuzu belirtin;

- Eğer kültürel ve etnik kimliğini barışçıl yollarla ifade ettiği için gözaltındaysa, hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep edin;

- Aksi takdirde tanınabilir bir suçla adaletli bir şekilde yargı önün çıkarılması çağrısında bulunun;

- Kadimi'nin gözaltında uluslararası insan hakları standartlarına uygun ve insancıl muamele gördüğünün garanti edilmesini isteyin;

- Ailesine ve kendi tutacağı bir avukata erişiminin sağlandığının garanti edilmesini isteyin.

Devamını oku...

27 Ocak 2004 Salı

İran İslam Cumhuriyeti ve Azerbaycan Türklerinin İnsan Hakları İhlali

Ali Rıza Erdebilli- Gazeteci, Yazar

Eski dönemlerden 20. yüzyıla kadar devletlerin uzun ömürlülüğü, iktidarda olanların gücü ile ölçülüyor olsaydı da, bugün değerler değişmiştir. Devletlerin uzun ömürlülüğü demokratik değerlere sahip olmakla belirlenmektedir. Demokratik değerleri ne kadar çabuk benimseyebilirsek, milli haklarımızı da o kadar rahat koruyabiliriz. Aradan geçen 25 yıl içerisinde, İran İslam Cumhuriyetinde halen insan hakları çiğnenmektedir. Bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne imzasını atan İran İslam Cumhuriyeti görülmemiş bir şovenist politika takip ederek Azerbaycan Türkleri’nin okullarda Farsça ile birlikte Türkçe öğrenmelerini, "TÜRK" ve "TÜRKÇE" isimlerinin kullanılmasını dahi yasak etmiştir. Üstelik, bugün İran’da Azerbaycanlıların Türk olmadıkları ve "İRANİYAN" soyundan gelen bir halk oldukları mektep kitaplarında okutularak Farslaştırma politikası takip edilmektedir.

Devrim öncesi Humeyni ve yandaşları Türklere her türlü milli hakları vereceklerini vaad ettiler. Azerbaycan Türkleri milli haklarına, insan Haklarına kavuşmuşlardı. Hazırlanan yeni Anayasası 15. maddesi İran’da yaşayan azınlıkların hepisine dillerini ve kültürlerini koruma hakkını veriyordu. Böylece Türklerin mili hakları bizzat anayasanın güvencesi altına alınmış oluyordu. Devrim sonrasında Azerbaycan Türkleri aydınları milli kültürün dirilmesi ve geliştirilmesi sahasında büyük işlere el atmış, lakin mollaların ve ruhani dairelerin hakimiyete tamamıyla yerleşmesi dolaysıyla bu işlerin çoğu yarım kalmıştır.

İran Türkleri arasında en önemli milli mesele, ana dillerinin eğitim öğretim dili olarak kullanılmamasıdır. İran Anayasası’nın 15. maddesinde Farsça ile birlikte diğer dillerin kullanılacağına işaret edilse de, uygulama bu zamana kadar hayata geçirilmemiştir. Bu dönemde basın mensupları ve aydınlar arasında ana dilinde öğretimin yapılması, kitapların hazırlanması için girişimlerde bulunulmuş, fakat sonuç alınamamıştır. İran yönetimi tehlike çok daha büyümeden özellikle kendisi açısında daha önemli olan Azerbaycan Türklerinin milli isteklerini, çağdaş demokratik taleplerini yerine getirmek ve kendisi de çok geçmeden demokratik bir dönüşüm içine girmek mecburiyetindedir. Söz konusu istekler karşılanabilirse başta Azerbaycan Türkleri olmak üzere diğer İran halklarını da eskisi gibi İran bünyesinde içinde tutmak mümkün olabilir. İran hükümeti, Azerbaycan Türklerinin istekleri bir yana dursun, İran halklarının demokratik isteklerine, Batı ülke ve kuruluşlarının demokratik prensiplerine ve İnsan Hakları ihlali konusunda ki devamlı ve ısrarlı baskılarına ne kadar dayanabilir?

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mohemmed Hatemi, "HİSSİN DOĞUSU VE AKLIN BATISININ BULUŞMASINA BİR DAVET", makalesinde İran’daki başka milletleri görmeyerek Pers (Fars)ı İranlı ve İranlıları Pers görerek şöyle ifade etmektedir: İran ile bir diyaloga girmek kendine has bir çok avantajı da içermektedir. İran’ın bir taraftan Avrupa diğer yanında Asya komşu olarak bulunmaktadır. Bundan dolayı İran, bireyin hissin doğusunun ve aklın batısının buluşma noktası olması gibi, doğulu ve batılı kültürlerin buluşma noktasıdır. Pers (Fars) kalbi ve aklı denge, sevgi ve tolerans ile dolup taşmaktadır; bu nedenden dolayı da İranlılar diyalogun avukatları ve adalet ve barışa bağlıdırlar.

İran İslam Cumhuriyeti temelde, Pers(Fars) mili şuuru ile birlikte İran kültür ve medeniyetini ilerletme ve etnik kimliği inkar eden bir İslam'ı evrenselliği benimseyen bir Pers milli devleti olarak hareket etmektedir.

Şeriat kuralları, Şii yönetimince hukukun kaynağı olarak kabul edildiği için, İran rejimi günümüzde Ortaçağdan kalma şeriat rejimlerinin canlı örneği olarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. İran’da meydana gelen son öğrenci ayaklanması ve halkın öğrencilere destek vermesi genel hoşnutsuzluğu açıkça ortaya koymuştur. Halkın daha fazla özgürlük isteği giderek artmakta ve tüm siyasi gelişmeleri yönlendirmektedir.

İran’daki Sünni Müslümanlar, etnikler ve milletlere uygulanan ayrılıkçı baskılar, polis ve yargı mercilerinin sebebiyet verdikleri hukuka aykırı uygulamalar, ortaklaşa manada İnsan Hakları ihlallerini gündeme getirmektedir. Basın özgürlüğünün de kısıtlandığı bu tür siyasal baskılarda, mukabil argüman olarak, "İslam’a karşı tehlikeli hareket" suçlamaları kullanılmak süratiyle, din ve vicdan hürriyetleri ağır şekilde ihlal edilmektedir. İran içindeki siyasal ve hukuki baskılardan bir tanesi de, Kadınların evlenme yaşının, 18’den 8 yaşa indirilmesinde kilitlendiğini ve 15 yaşın altındaki kadınların İran'da seyahat özgürlüğünün bulunmamasının, İslam Hukuku ve demokrasi ile çelişki taşıyan hususlar olduğunu, görmekteyiz. İran’daki mevcut rejimde kadın haklarının da ciddi ölçülerde kısıtlandığı insan Hakları Raporunda öne sürülmüştür. İran’da aşırı dincilerin kadınlara yönelik baskısı bakış açısının büyük tepki aldığına dikkat çekiliyor. En büyük iktidar dini lidere ait. Dini lider mollalardan oluşan "Uzmanlar Meclisi" seçiyor. Dini lider, tüm silahlı kuvvetlerin başkomutanı, Adalet ve Radyo, Televizyonda mollaların kontrolünde.

Devlet Başkanı, halk tarafından seçilse de, görevi sadece Anayasanın uygulanmasını sağlamak. Parlamento her konuda yasa çıkartıyor. Ancak aşırı dinciler denetimindeki Uzmanları Meclisi onayından sonra yasalar yürürlüğe giriyor.

İran’da pozitif hukukla Anayasal uygulaması arasındaki ayrılığı ya da uyuşmazlığı sorunuyla beraber bir de ideal ve Demokratik Anayasanın yokluğudur. İran İslam Cumhuriyetinde Demokratik sürecin başlatılması Bütün İran’daki Milletlere umut verici bir durum olabilir. Hürriyet bir çeşitli yönleri ile bir bütündür. Eşitlik ve Hürriyet insanlar arasında gerekli olduğu kadar halklar arasında da gereklidir.1966 yılındaki BM’lerin Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar sözleşmesi ve Halkların Kendi Mukadderatını Tayin Etme Hakkı bu talebin somut bir örneğidir. Güney Azerbaycan milletinin de İran sömürüsü altında bulunması, İnsan Haklarının yadsınmasıdır. Bu durum Birleşmiş Milletlerin antlaşmasına aykırıdır.

Devamını oku...

3 Mayıs 2002 Cuma

BM İNSAN HAKLARI KOMİSYONU:"İRAN'DA TÜRKLER BASKI ALTINDA"

NEW YORK - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, İran'ın Güney Azerbaycan'da yaşayan Türkler üzerinde yoğun bir asimilasyon politikası uyguladığını bildirdi.

Komisyonun İran Özel Temsilcisi Mourice Coptorn, İran'da insan hakları ihlallerinin önemli ölçüde artığını, insanların çeşitli suçlamalardan dolayı hapse atıldığını, özellikle gazetecilerin ve öğrencilerin baskıya maruz kaldığını söyledi.

Ülkedeki en büyük etnik grup olan Türklerin kültürel asimilasyon amacıyla baskı altında tutuluğunu ve yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Türkçe gazete yayınlanmasına izin verilmediğini ve Türkçe eğitim ihtiyaçlarının dikkate alınmadığını belirten Coptorn, Tahran rejimi tarafından Türkçe konuşan Farisiler olarak nitelenen Türklerin çocuklarına Türkçe isim koyamadığını, Türkçe yer isimlerinin değiştirildiğini ve bu baskılara karşı daha fazla hak talep edenler hakkında takibat yapıldığını belirtti.

BM Temsilcisi'nin sözlerine yanıt veren İran Dışişleri Bakanlığı da, Azerbaycan Türkleri konusunun gündeme gelmesinin İran-Azerbaycan ilişkilerine zarar verebileceğine dikkat çekti.
Bu arada Tebriz'de mahalli olarak yayınlanan ve makalelerinde Azeri Türklüğü gibi etnik konuları işleyen Şems-e Tebriz Gazetesi'nin imtiyazı iptal edildi ve sorumlu yazı işleri müdürüne mahkumiyet verildi.

Bilindiği gibi söz konusu gazetenin kapatılmasından sonra İran makamlarına protesto mektupları yağmış ve İran Anayasasının anadilde eğitim ve anadilin kullanımı ile ilgili maddelerinin uygulanmadığı vurgulanmıştı.

Siyasi gözlemciler BM İnsan Hakları Komisyonu İran Özel Temsilcisi Coptorn'un açıklamalarının Güney Azerbaycan'da yaşayan Türklerin hakları konusunda ilerleme sağlayamayacağını ve baskıcı devlet politikası ortadan kalkmadıkça benzer eleştirilerin süreceğini kaydettiler.

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=25671

Devamını oku...

5 Eylül 2000 Salı

İRAN - Dr. Mahmudali Çehregani, Vicdan mahpusu

KAMUSAL BELGE - AI İndeksi: 13/26/00

5 Eylül 2000

UA 132/00 (MDE 13/11/00, 24 Mayıs 2000) - Sağlık Endişesi/ Adil Olmayan Yargılama Raporuyla ilgili Ek Bilgi

İRAN - Dr. Mahmudali Çehregani, 58

Vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) Dr. Mahmudali Çehregani, altı ay boyunca tutulduğu Tebriz Hapishanesinden 27 Temmuz'da serbest bırakılmıştır.

Basında yer alan raporlara göre Dr. Mahmudali Çehregani 23 Temmuz'da geçirdiği iç kanama nedeniyle hapishanenin hastanesine nakledilmiştir. O, durumu iyileştiğinde 27 Temmuz günü serbest bırakılmıştır.

Raporlara göre Dr. Mahmudali Çehregani, 19 Mayıs'tan beri, adil olmayan yargı sürecini protesto etmek için açlık grevindeydi. O, Şubat ayında İnkılap (Devrim) Mahkemesi tarafından şampuan kaçakçılığının da dahil olduğu suçlamalardan yargılanarak altı ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu, onun Meclis seçimlerine aday olmasını engellemişti.

Çehregani'nin, durumu tamamen iyileştiğinde tekrar tutuklanmasından endişe edilmektedir.

Acil Eylem Ağı gelişmeleri takip etmeye devam edecektir. Başvuru gönderen herkese teşekkürler. Daha fazla eylem talep edilmemektedir.

Devamını oku...

31 Ağustos 2000 Perşembe

Sağlık Endişesi - Mahmudali Çehregani

AI İndeksi: MDE 13/23/00

Sağlık Uzmanlarına,

Körfez Ekibi-Sağlık Ofisinden,

Tarih: 31 Ağustos 2000

TIBBİ MEKTUP YAZMA EYLEMİ'yle ilgili Ek Bilgi

Sağlık Endişesi - Mahmudali Çehregani

İran

(MDE 13/12/00 güncellemesi)

Anahtar kelimeler: sağlık endişesi / adil olmayan yargılama / vicdan mahpusu (düşünce suçlusu)

Uluslararası Af Örgütü, Dr. Mahmudali Çehregani'nin 27 Temmuz 2000'de serbest bırakıldığı haberini almıştır. Raporalra göre o, sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniye erken bırakılmıştır. O, 2000 yılıının Mayıs ayında Tebriz Hapishanesinin muayenehanesine nakledilmeş ve Uluslararası Af Örgütü, onun adına bir tıbbi mektup yazma eylemi başlatmıştı.

Dr. Mahmudali Çehregani, dilbilimcilik alanında doktora yapmış olup Tebriz Üniversitesinde okutmandır. Dr. Çehregani, İran'daki Azeri toplumunun tanınmış mensuplarından biridir. O, İran İslam Cumhuriyeti Anayasasının, Farsça'nın yanında yerel dillerin yayın ve eğitim alanında kullanılmasına izin veren 15. maddesine göre Azerilerin milli haklarının İran tarafından tanınmasını talep etmişti. Uluslararası Af Örgütü onun, şiddet içermeyen yollarla belirttiği ve savunduğu düşünceleri nedeniyle tutuklanan bir vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) olduğuna inanmaktadır.

O ilk olarak 1999 yılının Aralık ayında İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alınarak 18 Şubat 2000'de altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Raporlara göre ona 20 milyon toman (yaklaşık 24.000 dolar) para cezası ödemesi ya da 10 yıl hapis cezası çekmesi söylenmişti.

Başvuru gönderen herkese çok teşekkürler. Dr. Çehregani adına daha fazla eylem talep edilmemektedir.

Devamını oku...

10 Temmuz 2000 Pazartesi

Dr. Mahmudali Çehregani: sağlık endişesi / adil olmayan yargılama / vicdan mahpusu (düşünce suçlusu)

AI İndeksi: MDE 13/12/00
Sağlık Uzmanlarına,
Körfez Ekibi-Sağlık Ofisinden,
Tarih: 9 Haziran 2000
TIBBİ MEKTUP YAZMA EYLEMİ
Sağlık Endişesi - Mahmudali Çehregani
İran

Anahtar kelimeler: sağlık endişesi / adil olmayan yargılama / vicdan mahpusu (düşünce suçlusu)

Özet

Vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) Dr. Mahmudali Çehregani, kritik sağlık durumunda olup Tebriz Hapishanesi muayenehanesine nakledilmiştir. Raporlara göre o, adil olmayan yargı sürecini protesto etmek için 19 Mayıs'ta açlık grevi başlatmıştır. Bir diyabetik -şeker hastası- ve kalp hastası olan mahpusun, sağlık durumu nedeniyle serbest bırakılması hapishane doktorları tarafından tavsiye edilmiştir. Dr. Çehregani, dilbilimcilik alanında doktora yapmış olup Tebriz Üniversitesinde okutmandır.

Önerilen Eylem:

Lütfen aşağıdaki adreslere mektup yazarak,

- Bir vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) olan Dr. Mahmudali Çehregani'nin hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep edin;

- Şubat ayında gözaltına alındığından beri gereken bütün tıbbi yardımlara erişiminin sağlandığının garanti edilmesini isteyin;

- Dr. Mahmudali Çehregani'ye yönelik suçlama ve dava aşamalarıyla ilgili detay isteyerek; uluslararası adil yargılama standartlarına uymayan İnkılap (Devrim) Mahkemesine çıkarılması nedeniyle endişe duyduğunuzu bildirin;

- Tebriz'de Nisan ayında Dr. Mahmudali Çehregani'nin destekçilerinin bir gösteride gözaltına alındıkları raporunun teyid ya da tekzip edilmesini talep ederek, eğer bu doğruysa suçlamalarını sorun ve sadece Dr. Çehregani'ye destek verdikleri için gözaltına alınmışlarsa bir an önce serbest bırakılmalarını, aksi takdirde tanınabilir adli bir suçla yargılanmalarını talep edin.

Eğer devlet yetkililerinden ve diğer alıcılardan iki ay içinde cevap almazsanız, lütfen başka bir mektup gönderin. 1 Ağustos 2000 tarihinden sonra günderilen mektuplar için sağlık ekibiyle iletişim kurarak, cevap alırsanız kopyalarını Uluslararası Sekreterya'ya iletin.

Adresler:
İslam Cumhuriyeti Lideri
Sayın Ayetullah Sayed `Ali Khamenei,
The Presidency, Palestine Avenue,
Azerbaijan Intersection, Tehran, Islamic Republic of Iran
Telegrams: Ayatollah Khamenei, Tehran, Iran
Salutation: Your Excellency

Başkan
His Excellency Hojjatoleslam val Moslemin Sayed Mohammad Khatami
The Presidency, Palestine Avenue
Azerbaijan Intersection, Tehran, İran İslam Cumhuriyeti
Telegrams: President Khatami, Tehran, Iran
Salutation: Your Excellency

Yargı Başkanı
His Excellency Ayatollah Mahmoud Hashemi-Shahrudi
Adalet Bakanlığı, Park-e Shahr,
Tehran, İran İslam Cumhuriyeti
Telegrams: Head of the Judiciary, Tehran, Iran
Salutation: Your Excellency

Kopyaları,

Dışişleri Bakanı
His Excellency Kamal Kharrazi
Dışişleri Bakanlığı, Sheikh Abdolmajid Keshk-e Mesri Avenue
Tehran, İran İslam Cumhuriyeti

Mr Mohammad Hassan Zia'i-Far
Secretary, İslami İnsan Hakları Komisyonu
PO Box 13165-137, Tehran, İran İslam Cumhuriyeti

Fakslar: + 98 21 204 0541

ve ülkenizdeki İran temsilciliklerine gönderin.

AI İndeksi: MDE 13/12/00
Tarih: 9 Haziran 2000
SAĞLIK ENDİŞESİ
Mahmudali Çehregani
İran

Vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) Dr. Mahmudali Çehregani, kritik sağlık durumunda olup Tebriz Hapishanesi muayenehanesine nakledilmiştir. Raporlara göre o, adil olmayan yargı sürecini protesto etmek için 19 Mayıs'ta açlık grevi başlatmıştır. Bir diyabetik -şeker hastası- ve kalp hastası olan mahpusun, sağlık durumu nedeniyle serbest bırakılması hapishane doktorları tarafından tavsiye edilmiştir. Dr. Çehregani, dilbilimcilik alanında doktora yapmış olup Tebriz Üniversitesinde okutmandır.

Arkaplan Bilgisi:

Dr. Mahmudali Çehregani, İran'daki Azeri toplumunun tanınmış mensuplarından biridir. O, İran İslam Cumhuriyeti Anayasasının, Farsça'nın yanında yerel dillerin yayın ve eğitim alanında kullanılmasına izin veren 15. maddesine göre Azerilerin milli haklarının İran tarafından tanınmasını talep etmişti. Uluslararası Af Örgütü onun, şiddet içermeyen yollarla belirttiği ve savunduğu düşünceleri nedeniyle tutuklanan bir vicdan mahpusu (düşünce suçlusu) olduğuna inanmaktadır.

O ilk olarak 1999 yılının Aralık ayında İstihbarat Bakanlığı memurları tarafından gözaltına alınmış ve bu nedenle Meclise aday olma şansını yitirmiştir. O, şampuan kaçakçılığının da dahil olduğu suçlamalarla İnkılap -Devrim- Mahkemesinde yargılanarak 18 Şubat'ta altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Ayrıca ona 20 milyon toman (yaklaşık 24.000 dolar) para cezası ödemesi ya da 10 yıl hapis cezası çekmesi söylenmiştir.

Uluslararası Af Örgütü, onun İnkılap (Devrim) Mahkemesindeki yargı sürecinin uluslararası standartlara uymamasından endişe etmektedir. Raporlara göre ona, sadece dava celsesi başlamadan iki saat önce avukatla görüşme izni verilmiştir.

Dr. Mahmudali Çehregani 1996'da bir kalp krizi geçirmiş olup şu anda kısmı felç geçirmekte ve sağ gözünde problemler yaşamaktadır. Teyid edilmemiş raporlara göre 2000 yılının Nisan ayında İran güvenlik güçleri, Tebriz'de onun destekçilerinin düzenlediği bir gösteride katılımcılardan bazılarını gözaltına almışlardır.

Uluslararası Af Örgütü 24 Mayıs 2000 tarihinde onun adına bir acil eylem çağrısı yayınlamıştır, ancak şu andaki durumu kesinleştirememektedir. Kuruluş, onun sağlık durumuyla ilgili ciddi endişeler taşımakta ve hiç bir ön koşul olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep etmektedir.

Devamını oku...