23 Eylül 2012 Pazar

Güney Azerbaycanlılar'dan İran'a Anadil Protestosu

Azerbaycan-Kırım İnsan Hakları Derneği İran'ı protesto etti.
Azerbaycan-Kırım İnsan Hakları Derneği, İran'ı yeni eğitim yılında Türk kökenli öğrencilerin Türkçe eğitim dilinde öğrenim görmelerini engellediği gerekçesiyle kınadı.
Dernek yetkilileri, İran'ın Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı.
Ankara'da Kuğulu Park'ta toplanan Azerbaycan-Kırım İnsan Hakları Derneği üyeleri İran Büyükelçiliği'ne yürüdü.
Dernek üyeleri, Türk öğrencilerin Türkçe eğitim dilinde öğrenim görmelerini engellediği ve Türkçe ders veren öğretmenleri tutuklayarak hapse attığı gerekçesiyle İran'ı kınadı.
İran'da yaşayan diğer milletlerin kendi dilinde eğitim almasının anayasa gereğince de uygun olduğunu söyleyen dernek yetkilileri, Azerbaycan Türkçesine resmi bir dil statüsü verilmesi gerektiğini belirtti. 
Açıklamaların ardından Azerbaycan Türkleri, İran Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı. 
TRT Haber


Devamını oku...

11 Ağustos 2012 Cumartesi

İran - Güney Azerbaycan: depremden 20 saat sonra

Güney Azerbaycan, Tebriz bölgesi 6.2 büyüklüğünde deprem

Devamını oku...

2 Kasım 2011 Çarşamba

Boğanak - Güney Azerbaycanlı Mülteciler Hakkinda Belgesel


Türkçe altyazılı
Boğanak belgeselinin konusu İran'dan kaçıp Türkiye'ye sığınan Türk asıllı mültecilerdir. İran'da anadilde eğitim hakkından yoksun bırakılan ve asimile edilmeye çalışılan Güney Azerbaycanlı Türkler Anayasada da öngörülen haklarını talep ettikleri zaman tutuklanıyor, ailece tehdit ediliyor, en kötü işkencelere maruz kalıyor veya ülkenin sosya haklarından yoksun bırakılıyorlar.

Devamını oku...

2 Ekim 2011 Pazar

ADAPP 'ın bildirisi: İranda okulların yeniden açılması ve anadil yasağının devamı

İran'da Okullar 23 Eylül'de başladı. Ancak, Azerbaycanlı çocukların hala kendi anadillerinde yani Türk dilinde eğitim görmeleri yasaklanmaktadır. İran toplumunun çok kültürlü ve çok dilli yapısına rağmen, İran hükümetleri onlarca yıl boyunca İran kimliğinin temeli olarak Fars kültürü ve dilinin yayılmasını teşvik etmiştir. Eğitim sisteminde öğretim sadece Farsçadır ve Farsça olmayan diğer dillerin eğitim ve idari sistemlerde kullanılması yasaklanmıştır.

Devamını oku...

30 Eylül 2011 Cuma

Kanal B - Urmiye gölü Kuruyor

Urmiye Gölünün Kuruması ve Protestolar - Dr. Kerim Asgari'nin Urmu Gölü ile bağlı Kanal B'de konuşması. İran'da Batı Azerbaycan eyaletindeki Urmiye Gölü'nün devlet tarafından kurumaya terkedilmesini protesto eden Azeri aktivistler gözaltına alındı.

Devamını oku...

4 Eylül 2011 Pazar

Urmiye gölü üçün Ankarada protesto (Kanal D)

5 bin 200 km2'lik yüzeyi ile İran'ın en büyük gölü olan Urmiye Gölü, bir köprü ile Güney Azerbaycanın Tebriz ve Urmiye şehirlerini birbirine bağlıyor. Tuz rezervi bakımından dünyanın ikinci büyük gölü olan Urmiye Gölü'ndeki suyun yüzde 60'ı son 10 yıl içinde kurudu. Uzmanlara göre önlem alınmaması halinde birkaç yıl içinde göl tuzlu bir kara parçasına dönüşecek.

Devamını oku...

3 Eylül 2011 Cumartesi

ADAPPın Bildirisi: İran'da Urmu Gölü Gösteriler sırasında ölümler, yaralanmalar ve tutuklamalar

İran'da Azerbaycanlı Siyasi Tutukluları Savunma Derneği (ADAPP) 27 Ağustos 2011 tarihinde Azerbaycanın Urmiye ve Tebriz şehirlerinde barışçıl protestocuların acımasız ve vahşice bastırılmasını şiddetle kınamaktadır.Akşamın erken saatlerinde başlayarak Urmiye veTebrizin merkezi semtlerinde binlerce eylemci, dünyanın üçüncü büyük tuz gölü Urmu Gölünün ilerleyen çevresel felaketi ve tamamen kuruma tehlikesindeki İran İslam Cumhuriyetinin kötü yönetimini protesto etmek için toplandılar. Barışçıl göstericiler, göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve baton kullanan çevik kuvvet polisi ile karşılaştılar. Yüzlerce Urmu gölü destekçisi, Urmiye, Tebriz, ve çevre illerde tutuklandı.

Devamını oku...

1 Eylül 2011 Perşembe

İran'da Türklerin Urmiye Gölü İçin Protesto Gösterileri

URMİYE - Yok olma tehlikesiyle yüzyüze olan Urmiye Gölü'nün kurtarılması için İran'da Tebriz şehri ile Doğu Azerbaycan'ın Urmiye şehrinde gösteriler düzenlendi. Gösterilere, güvenlik güçlerinin müdahalesi nedeniyle çatışmalar yaşandı.

Geçtiğimiz hafta, Urmiye ve Tebriz kentlerinde protesto gösterileri gerçekleşti. Kurumakla yüzyüze olan Urmiye Gölü'nün kurtarılması için yapılan gösteriler devlet güçleri müdahale etti, çatışmalar yaşandı.

5 bin 200 km2'lik yüzeyi ile İran'ın en büyük gölü olan Urmiye Gölü, bir köprü ile Tebriz ve Urmiye şehirlerini birbirine bağlıyor. Tuz rezervi bakımından dünyanın ikinci büyük gölü olan Urmiye Gölü'ndeki suyun yüzde 60'ı son 10 yıl içinde kurudu. Uzmanlara göre önlem alınmaması halinde birkaç yıl içinde göl tuzlu bir kara parçasına dönüşecek.

Urmiye Gölü toplam 37 milyar metreküp su içeriyor. Urmiye Gölü, kuzeyden güneye 135 km, doğudan batıya 18 ila 55 kilometre uzunluğunda. Derinliği en fazla 16 metre olarak ölçülüyor.

Suyun büyük oranda azalması tuz oranını yükselterek litre başına 330 grama çıkarıyor. Ölüdeniz'de bile litre başına ortalama tuz oranı 275 gram olarak ölçülüyor. Çok tuzlu alanlar da bazen göçmen kuşlar açısından tuzak oluşturuyor. Artemilerin (tuzlu suda yaşayan küçük kırmızı canlılar) de bu nedenle suda çoğalmadığı kaydediliyor. Flora (belirli bir bölgedeki bitki örtüsü) ve Fauna (belirli bir bölgedeki yetişen hayvanların tümü) yok olma tehdidi altında.

Suyun azalması gölün kurumasının kısmi bir nedeni olarak görülse de çevreciler çevrede kurulan barajların temel neden olduğunu belirtiyor. Gölün kuruması sadece Güney Azerbaycan değil aynı zamanda Türkiye ve Azerbaycan üzerinde de olumsuz etkilere yol açacak. Aktivistler milyonlarca kişinin bölgeden göç edebileceğini belirtiyor.

Geçtiğimiz 16 Ağustos'ta İran parlamentosu Urmiye Gölü'nün sulanması için fon ayrılmasını reddetti.

Tebriz ve Urmiye'deki sivil toplum örgütleri de hükümet üzerinde baskı kurmak için eylem yapmaya karar verdiler. Göl içine tedbir alınması amacıyla çok sayıda eylem organize edildiği bildirildi.

Devamını oku...

28 Ağustos 2011 Pazar

Urmu gölü ile ilgili protestolar ve İran devletinin sivil toplum fallarını tutuklamaları hala devam ediyor

İran'da Batı Azerbaycan eyaletindeki Urmiye Gölü'nün devlet tarafından kurumaya terkedilmesini protesto eden Azeri aktivistler gözaltına alındı

Güney Sesi:
Urmu gölü İran’ın batısında Güney Azerbaycan bölgesinde bulunmaktadır, bu göl İran’ın en büyük gölü ve dünya üzerinde ikinci en büyük tuz gölüdür.

Urmu gölünde çok nadir kuş türleri ve bitkiler yaşamaktadır fakat son dönemde İran hükümetinin önemsemeyişi nedeni ile özelliklede bu göle dökülen nehirler üzerinde gereksiz barajlar yapılması ve de bölgedeki yüzeysel ve yer altı su kaynaklarının yersiz kullanımı ile bu gölde ciddi su azalmaları ve tuz tomurcuklarının artışı meydana geldi , bunun sonucunda ise çevrede bulunan hayvanlar ve bitki türleri ciddi tehlikeler ile karşı karşıya kaldı. Ayrıca istatistiklere göre bu gölün tamamen kuruması ile 6 milyon insanın hayatı ciddi sorunlar ve 14 milyon insan yaşama alanını kaybetme riski ile karşı karşıya kalacaktır.Urmu gölün kurumasından doğacak ekolojik sorunlar özellikle tuz yağmurları olarak bilinmektedir ki bu yağmurlar bölgedeki yaşamı ve daha sonra tüm ülkede ciddi felaketlere yol açabilmektedir. Fakat 16 ağustos 2011 Salı günü toplanan İran Meclis üyeleri bu gölü kurtarma amaçlı sunulan projeleri reddetti hatta bu üyelerden birisi “Urmu gölü çevresinde yaşayan Azerbaycan halkı başka yere göçsün .” diyerek bölgedeki insanların ciddi tepkisini çekti. Ayrıca bu gölü şu an kurtarılamazsa ileriki yıllarda kurtarılmak için bu günkünün 100 katı bir masrafa ihtiyaç duyulacaktır. Daha önceki senelerde özellikle 2 nisan 2010 doğa gününde devletin bu sorunu önemsemeyişi nedeni ile yapılan itirazlı yürüyüşlerde 70’e yakın insan tutuklandı.

Bu sene İran meclisinin Urmu gölünü kurtarma projelerini reddetmesi sonucu bu gölün etrafındaki şehirlerde özellikle Tebriz ve Urmiye kentlerinde medeni bir biçimde yürüyüşler oldu.

Çarşamba 24 ağustos 2011 tarihinde iftar ve de Urmu gölü sorunlarını tartışma amaçlı bir araya geldiler.Aralarında şair, öğrenci ve gazeteci de bulunan 30 Güney Azerbaycanlı sivil toplum faallerinin toplandıkları eve polis baskını yapılmış.yapılan basıkın sonucunda tum sivil toplum faalleri tutuklanmış.Ev sahibinin yaşlı annesi ve diğer aile üyeleri de tutuklanarak emniyete götürülmüşler. Şu an tutuklu bulunan bu 30 kişiden hiçbir haber alınamamaktadır ayrıca nerede oldukları da ciddi belirsizlik içinde.

Perşembe 25 ağustos 2011 tarihinde Tebrizin iki ünlü futbol takımı Şahrdari ve Tiraktursazi arasında geçen oyunda polis çok şiddetli önlemler alıp ,daha stadyumun girişinde 10 kişiyi göz altına aldı bir çok kişinin ise girişini engelledi.Bu oyunda Urmu gölü kurtarılması lehine; “Urmu gölü can veriyor meclis onun katline ferman veriyor.”

”Hadi gidip ağlayalım, Urmu gölünü dolduralım.” gibi sloganlar atıldı ,ayrıca Cumartesi günü yürüyüşlerine davet için de ilanlar dağıtıldı, bu itirazlar oyundan sonrada devam etti.

Ayrıca istatistiklere göre bu yürüyüşlere davet için 3 gün içinde 550.000 kısa mesaj atıldı bu mesajlar tüm kısıtlamalara rağmen atıldığı için son dönem olaylarında bir rekor sayılmaktadır .Bu kısıtlamalar cep telefon hatlarının kesilmesi ve sivil polisin ve istihbaratın yardımı ile şiddetli bir şekilde yapıldı.

Cumartesi 27 ağustos 2011 ,Tebriz ve Urmiye kentlerinde akşam 5 ve 6 civarı insanlar yürüyüş için bir daha bir araya geldi, fakat bu toplanmalar çok zor şartlar altında gerçekleşti tüm şehri saran polis güçleri özelliklede sivil polis bu medeni yürüyüşleri ,havaya ateş ederek ve de göz yaşartıcı gazla engellemeye çalıştılar. Tebriz de onlarca ve Urmiye de bir kadın, polis tarafından darp edilerek öldürüldü. kent de yüzlerce insan gözaltına alındı, bu insanların sağlık durumları, götürüldükleri yerler hakkında ve ayrıca neyle suçlandıkları hakkında hiçbir bilgi alınamamaktadır.

Devamını oku...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Onlarca Azerbaycan medeni aktivistler İran yetkililer tarafından tutuklandı

İran Azerbaycanlıların (22 mayıs 2006) protestolarının beşinci yıl dönümü:

Bu gün onlarca Azerbaycalı aktivist 22mayıs 2006 etnik hakları protesto yıldönümü amacıyla düzenlenen anma töreninde Sulduz (Negede) kentinde tutuklandı. Tutuklananlar arasında insan haklarını özellikle İran İslam cumhuriyeyindeki Azerbaycan Türklerinin haklarını savunan önde gelen isimlerden biri Abbas Lisani de mevcuttur.

Bazı tutukluların isimleri şöyledir: Abbas Lisani, Asghar Akbarzade, İbrahim Raşidi Savalan, Siyamek Mirzayi, Nadir Azizi, Hasan Karimzada, Ali Kheyrju,Hamid Jabbari, Afşin Shahbazi, Kiyan Peyghami, Vahid Faez, Mehrdad Karami, Ruzbeh Seadeti, Mehemmed Ahedi, Ali Pakbaz, Jalil Tari, Yaşar Piri, Mehemmed İskenderzade, Hamid Manafi, Sabir Jahani, Majid Sajedi ve Mehemmed Chikharli.

Söz konusu Azerbaycan halkı 22 mayısda düzenlenen anma törenine Karikatör olayı adlandırırlar. Beş yıl bundan önce 12 Mayıs 2006 Cuma günü İran Devleti’nin resmi yayın organı olan İran Gazetesi’nin çocuk özel sayısında “Hamam Böceklerinin Bizi Böcekleştirmemesi İçin Ne Yapmalıyız!” başlıklı bir makale yayınlandı. Bu makalede hamam böceklerini yok etmek için çocuklara sekiz yöntem öğretilmekte ve her yöntem de bir karikatürle gösterilmektedir. Karikatürün birinde çocuğun biri hamam böceği ile konuşmakta, yalnız çocuğun dilini anlamayan hamam böceği Türkçe “NEMENE?” diye sormaktadır.[Güney Azerbaycan’ın çoğu bölgesinde “NE?” sorusu “NEMENE?” şeklinde ifade olunur]. Ayrıca bu karikatürün altında hamam böceklerinin dillerinin çok zor ve kuralsız olduğu ve dolayısıyla çoğu hamam böceğinin kendi dilinde konuşmak istemediği izahı verilmiştir.

Bu hakaret Azerbaycanlılar için çok fazla oldu ve İranın kuzey kentlerinde binlerce Azerbaycanlı sokaklara dökülerek çeşitli protestolar düzenlendi ve devletten resmi bir üzür istenildi ancak bu gösteriler kuvvet tarafından şiddetle karşılandı ve bu şiddet sonucunda onlar kişi öldürüldü ve binlercesi yetkililer tarafından tutuklandı.

Devamını oku...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Azerbaycanlı Türk aktivist Said Naimi Tahran'da gözaltına alınıb

Güney Sesi: İran'ın Azerbaycanlı Türk nüfusuna mensup siyasi aktivist Said Naimi Tahran'da evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Naimi etnik azınlıkların hakları, siyasi tutuklular ve öğrenci aktivizmi başta olmak üzere politik ve kültürel alanlarda çalışmalar yapıyordu.

Yayilan haberde ev baskının sabahın 6'sında yapıldığı, bu sırada Naimi'nin bilgisayarına, kitaplarına ve diğer bazı eşyalarına el konulduğu ve polisler tarafından şiddetle darpedildiği belirtiliyor. Naimi'nin şu an nerede tutuklu olduğu bilinmiyor, bu anlamda işkenceye maruz kalma riski var.

Devamını oku...

31 Ağustos 2010 Salı

BM İran’dan Azınlık Grupları Korumasını İstedi

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, İran'ın ülkede yaşayan Arap, Azeri, Kürt ve Beluciler gibi azınlıkları korumak için daha çok çaba sarf etmesi gerektiğini bildirdi.

Komitenin, İran'ın, 1969 yılında yürürlüğe giren her türlü ırk ayrımcılığının ortadan kaldırılmasına ilişkin uluslararası sözleşmeyle uyumunun ele alındığı raporunda, 2007'de yapılan genel nüfus sayımına karşın, etnik azınlıkların sayısı konusunda yeterince bilgi olmadığı belirtildi.

Raporda, "Komitenin, Arap, Azeri, Beluci, Kürt cemaatlerinin ve vatandaş olmayan bazı toplulukların ülkedeki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan sınırlı olarak yaralanmasından endişe ettiği" kaydedildi.

Komite üyesi Dilip Lahiri, komitenin ayrıca, İran hükümeti tarafından "sapkın bir din" olarak nitelendirilen Bahai dinine mensup olan azınlığa karşı "yaygın" bir ayrımcılık olduğunu gözlemlediğini belirtti.

İran'dan kadınların güçlendirilmesine ve haklarının artırılmasına yönelik çabalarını sürdürmesinin ve azınlıklara mensup kadınlara özel dikkat sarf edilmesinin beklendiğini ifade eden komite üyesi, diğer taraftan kadınların eğitimleri ve meslek sahibi olmaları açısından ülkede ilerleme kaydedildiğinin de altını çizdi.

Komitenin, devlet memurlarının ve işçilerin seçilmesinde, adayların, İran İslam Cumhuriyeti'ne ve dinine bağlılıklarını göstermeleri beklenen bir prosedürden geçirildiklerine ilişkin raporların da endişe duyduğu belirtilerek, bu uygulamanın etnik ve dini azınlıkların devlet memuru ve işçi olma şansını azaltabileceği bildirildi.

Raporda, konuya ilişkin şikayet olmamasının, ülkede ırk ayrımcılığının olmadığı anlamına gelmeyeceği, kurbanların, polis ve yargıya güvenmiyor olabileceği de vurgulandı.

İran'dan, bağımsız bir insan hakları enstitüsü kurması ve 2013 yılından itibaren endişeler ve tavsiyelere ilişkin ilerlemeler konusunda rapor vermesi istendi.

Kaynak:
http://www.reuters.com/article/idUSLDE67Q0Y7

Devamını oku...

28 Temmuz 2010 Çarşamba

İran'da Besiç vahşeti

Milliyet: İran'da kılık kıyafet kurallarına uymayanları denetleyen ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bir alt kolu olan Besiç milisleri, kıyafetini beğenmedikleri genç bir kızı tecavüz ederek öldürdü.

Hürriyet'in haberine göre. İran'da rejim karşıtlarının sosyal paylaşım ağı twitter'da yayımladıkları habere göre, Besiç milisleri Tebriz kentinde 26 yaşındaki Elnaz Babazadeh'in kıyafetini beğenmedikleri için genç kadının aracını durdurdular.

Elnaz direnince hakaret etmeye başlayan milisler, daha sonra kadını dövmeye başladılar. Sokak ortasında Elnaz'a tecavüz eden iki milis, genç kızı silahla öldürdükten sonra cesedini Tebriz'de Emamieh Mezarlığı'na attı.

OLAYIN ÜSTÜ KAPATILMAK İSTENDİ
İran polisi 26 yaşındaki kadının cesedini mezarlıkta buldu ancak olayın Besiçler tarafından yapıldığı ortaya çıkınca soruşturmanın üstü kapatılmaya çalışıldı. Elnaz'a tecavüz edip öldüren milislerden birinin, İran Devrim Muhafızları'nda görevli bir üst düzey komutanın oğlu olduğu iddia edildi.

Kızlarını kaybeden Elnaz Babazadeh'in ailesi ise olayın peşini bırakmıyor. Aile cinayetin soruşturulması için dava açtı.

BESİÇLER KİMDİR?
Besiçler, Ayetullah Humeyni tarafından Kasım 1979'da İran'da kurulan, gönüllü milis teşkilatı. Örgütün resmi adı Besiç Direniş Gücü.

Günümüzde İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bir alt kolu olan ve devlete çalışan gönüllü gençlerden oluşan Besiçler, İran yasalarına göre barış zamanında silahlanma yetkisi bulunmamasına rağmen silahlı bir gücü oluşturuyorlar. İran'da daha çok kılık kıyafet kontrolünde bulunan Besiçlerle polisler arasında zaman zaman yetki tartışması yaşanıyor. Ancak polis, Besiçlerin uygulamalarını pek sorgulayamıyor.

Besiç milislerinin camilerin bodrum katlarında tutukladıkları rejim muhaliflerine işkence yaptıkları ve gayri resmi Devrim Muhafızları hapishanelerine gönderdikleri de biliniyor

Devamını oku...

6 Temmuz 2010 Salı

İran'da yine taşlanarak öldürülecek bir kadın

CNN Türk: İran'da zina suçlamasıyla "recm" cezasına çarptırılan bir kadının çocukları annelerinin kurtarılması için uluslararası toplumdan yardım istedi. "Tecavüz edilmesine" karşın "zina" suçlaması ile 2006 yılındanbu yana hapiste bulunan Sakine Muhammedi Aştiyani'nin önümüzdeki hafta taşalanarak öldürülecek. Çocukları ise uluslararası af örgütünden ve dünyadan bir an önce bir şeyler yapması için yalvarıyor.

video

Bu yalvarış İran'dan. Anneleri zina suçlaması ile taşlanarak öldürülecek olan 16 yaşındaki Feride ve 20 yaşındaki Sacid, uluslararası kamuoyuna işte böyle seslendi.

Uluslararası İnsan Hakları Örgütü 2 gencin bu çığlığını resmi internet sitesinde tüm dünyaya duyurdu.

İran, 2006 yılında, Sakine Muhammed Aştiyani'yi iki erkekle zina yaptığı gerekçesiyle önce 99 kırbaçla cezalandırdı, şimdi ise kadının taşlanarak idam edilmesi isteniyor.

43 yaşındaki Sakine Aştiyani aslında tecavüze uğramış ancak buna devrim muhafızlarını inandıramamış. O yüzden sesini 16 yaşındaki kızı Feride ve 20 yaşındaki oğlu Sacid dünyaya duyuruyor.

İran'da İslam devriminden bu yana zinanın cezası recm. Yani taşlanarak ölüm. Ocak ayından bu yana İran'da 126 kadın bu yolla idam edildi.

İran'da recm cezasında bile kadınlar ve erkekler arasında fark var.

Erkekler sadece bellerine kadar toprağa gömülürken, kadınların daha derine gömülmesi şart.

Çünkü cezaya çarptırılan kişi taşlama sırasında gömüldüğü yerden çıkmayı başarırsa, ya aklanıyor ya da hapse atılıyor, ama idam edilmiyor.

Erkekler sadece bellerine kadar gömüldüğü için kaçma şansları daha yüksek, kadınların ise böyle bir şansı yok.

http://www.cnnturk.com/2010/dunya/07/02/iranda.yine.taslanarak.oldurulecek.bir.kadin/582063.0/index.html

Devamını oku...

27 Haziran 2010 Pazar

Iranda Recm edilme Tehlikesi Altindaki Sakine Mohammadi'nin Cocuklarindan Mektup

http://stopstonningnow.com/sakine/sakin284.php?nr=50326944〈=tu

Kabusumuzun gerçeğe dönüşmesine izin vemeyin, annemizin recm edilmesini engelleyin!


Bugün dünyanın tüm insanlarına elimizi uzatıyoruz. Beş yıldır anne sevgisinden mahrum şekilde korku ve dehşet içinde yaşıyoruz. Dünya bu felaketi hiç bir şey yapmadan seyredecek kadar zalim mi?

Biz Feride ve Sajjad Muhammedi Aştiyani, Sakine Mohammadi Aştiyani’nin çocuklarıyız. Çocukluğumudan beri annemizin hapiste olduğu ve bir felaketi beklediğinden haberdarız. Açıkcası “taşlanmak” kelimesi o kadar ürpertici ki, bunu hiç kullanmamaya çalışıp onun yerine annemizin hayatının tehlikede olduğunu ve herkesin yardımına ihtiyacı olduğunu belirtiyoruz.

Bugün bütün seçeneklerin tükendiği ve avukatının annemizin büyük tehlikede olduğunu söylediği bir durumda, size başvuruyoruz. Dünyanın tüm insanlarına başvuruyoruz, kim olduğunuza ve nerede yaşadığınıa bakmadan. Bir sevdiğini kaybetmenin dehşet ve acısını yaşamış herkese sesleniyoruz.
Lütfen annemizin eve dönmesine yardım edin!

Özellikle de yurtdışında yaşayan İranlılara sesleniyoruz. Bu kabusun gerçeğe dönüşmesini engellememize yardım edin. Annemizi kurtarın. Yaşadığımız her anın, her saniyenin acısını anlatabilmemiz imkansız. Kelimeler korkumuzu ifade etmekte yetersiz kalıyor.

Annemizi kurtarmamıza yardım edin. Yetkili mercilere (mektup,e-posta ya da faks) yazarak onu serbest bırakmalarını isteyin. Onlara onun hiç bir hata yapmadığını ve kimsenin ondan şikayetçi olmadığını söyleyin. Annemiz öldürülmemeli. Sesimizi duyan ve yardımımıza koşacak olan kimse var mı?

Feride ve Sajjad Mohammadi Aştiyani

Committee Against Stoning - Mina Ahadi - *+49 177 569 2413

Yetkili mercilerin e-posta adresleri:
Iran Mahkeme Başkanı: Larijani@Dadgostary-tehran.ir,
Ali Khamenei-Iran Dini Lideri: info_leader@leader.ir ya da
http://www.leader.ir/langs/en/index.php?p=letter sitesindeki form
Amnesty International Iran: Iran_team@amnesty.org
BM İnsan Hakları Ofisi Sorumlusu: npillay@ohchr.org.

Sakine Mohammadi’nin durumuyla ilgili haber ve detaylı bilgiler:
http://guneysesi.blogspot.com/2009/07/bir-kadn-tebrizde-recm-edilme-tehlikesi.html
Uluslararası Af Örgütü’nün acil eylem çağrısı:
http://www.amnestyusa.org/actioncenter/actions/uaa21109.pdf

Devamını oku...

17 Haziran 2010 Perşembe

İranda Azerbaycanlı muhendis,gazeteci ve blogger Kayıp

Güney Sesi: İran'da Azerbaycanlı Siyasi tutukluları Savunma Birliği (ADAPP) Kuruluşunun verdiği bilgiye göre, 14.6.2010'da Erdebil şehrinde kız kardeşini ziyereti dönüşünde kayıplara karışan mühendis İbrahim Reşidi'den şu ana kadar haber alınamamıştır.Ailesi evlatlarının kaybolduğu tarihten itibaren kendisinden hiç haber alamadıklarını ve akibetinden endişe duyduklarını ifade etmişlerdir.

Güney Azerbaycan Milli Hareketi'nin faal üyelerinden olan İbrahim Reşidi (Savalan) etnik kimlik haklarıyla ilgili çalışmalarından dolayı bir buçuk yıl önce de tutuklanmış ve 5 ay hapis yatıktan sonra 50 bin dolarlık kefaletle (mülk karşılığı) serbest bırakılmıştı.

Reşidi "Azertoprag" adlı sivil toplum örgütünün kurucusu, Urmiye Üniversitesi'inde Şehriyar adına kurulan edebiyat derneğinin başkanı ve "Bulut", "Uyanış", "Yıldız" ve "Bakış" adlı öğrenci yayınlarının yazarıdır.

Devamını oku...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Tebriz'de Azerbaycanlı Aktivist Gözaltına Alındı

Güney Sesi:İran'da Azerbaycanlı kültürel aktivist Mühendis Mahmut Fazlı gözaltına alındı, nerede tutulduğu bilinmiyor.

ADAPP (İran'da Azerbaycanlı Siyasi Tutukluları Savunma Birliği) kuruluşunun verdiği bilgilere göre ,İran'İstihbarat Teşkilatı(ETTELAAT) görevlileri tarafından 8 Haziran'da evine baskın yapılan Fazli gözaltına alındı ve yapılan aramada aktivistin kitaplarına ve diğer bazı eşyalarına el konuldu. Gözaltına alınan Fazli'nin nereye götürüldüğüyle ilgili hiç bir bilgi verilmedi.


Devamını oku...

31 Ocak 2010 Pazar

VİCDANIN TUTSAK OLDUĞU YER: İRAN CEZAEVLERİ

İran'da cezaevleri ve gözaltı merkezlerinden gelen raporlar, Türkiye'de 12 Eylül döneminde yaşananları andırıyor. Son yıllarda ülkenin dört bir yanında onlarca muhalif, gözaltında işkence nedeniyle hayatını kaybetti. Son olarak Kehrizek Hapishanesi, "standartlara uymadığı" gerekçesiyle kapatıldı. Ancak İran'da tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamelenin yaşandığı tek yer Kehrizek değil.

Sevda Zenjanlı (sevda.zenjanli@yahoo.com)- Eylül 2009

Temmuz ayının sonunda, Tahran'daki Kehrizek Hapishanesinin seçim sonrası protestolarında gözaltına alınanların işkence gördüğünün ortaya çıkması üzerine kapatıldığı haberi dünya basınına yansıdı. Bu karar, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin muhafazakar adayı Muhsin Rızayi'nin danışmanının oğlu olan 25 yaşındaki Muhsin Ruholemini'nin bu cezaevinde hayatını kaybetmesinden sonra verildi. Daha sonra yapılan resmi açıklamada ise üç gardiyanın işkence iddialarıyla ilgili gözaltına alındıkları ve cezaevinin "standartlara uygun hale getirildikten sonra" tekrar açılacağı duyuruldu. Muhaliflerin ve insan hakları savunucularının raporlarına göre Kehrizek Hapishanesi'nde 2007-2008 yılları arasında 28 tutuklu işkence nedeniyle ölmüştü. Raporlarda yer alan tüyler ürpertici iddialardan biri de, 2008 yılının Ağustos ayında hapishanede kadınlar koğuşu bulunmaması nedeniyle metal bir hücreye hapsedilen 18 kadının burda havasızlık nedeniyle hayatını kaybetmesi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin reformcu adaylarından Kerrubi de bir süre önce bazı protestocuların gözaltında şiddetli işkence ve tecavüze uğradığı iddiaları gündeme getirmişti. Kerrubi'nin başkanı olduğu partinin gazetesi "İtimad-ı Milli", bu iddianın yer aldığı mektubu yayınlamasının ardından 17 Ağustos'ta kapatıldı. Meclis başkanı Ali Larijani ve diğer hükümet yetkililerinin yalanlamalarına karşın Kerrubi "Tutuklanan göstericilere tecavüz edildiğini kanıtlamaya hazır olduğunu" açıkladı. Eski reformcu adayın bu konu üzerinde ısrarla durması muhalefet tarafından takdirle karşılansa da devletin sert tepkisi gecikmedi: İtimad-ı Milli Partisinin Tahran'daki büroları kapatılarak birçok yetkili gözaltına alındı. Hatta dini lider Hamaney'in, Kerrubi için tutuklama emri çıkardığı iddiası da bazı Farsça haber kaynaklarında yer aldı.

İran'ın yakın siyasi tarihini bilenler için bu haberler hiç şaşırtıcı değil, zira son yıllarda ülkenin dört bir yanından aralarında üniversite öğrencilerinin, gazetecilerin, hukukçuların ve aktivistlerin bulunduğu bir çok tutuklu hapishanelerde işkence nedeniyle hayatını kaybetti, bir kısmı da aynı nedenle hayat boyu yaşamlarını etkileyecek olan sağlık sorunlarıyla tahliye oldu. İstihbarat Bakanlığı'nın çeşitli şehirlerdeki ofislerinde bulunan gözaltı merkezlerinde, Tahran'da bulunan 59. Cezaevinde, Evin Hapishanesi'nin 209., 240. ve 325. bölümlerinde bir çok siyasi tutsağın, tecritte tutularak şiddetli işkencelere maruz kaldığı biliniyor. İstihbarat Bakanlığı (Vezaret-e Ettelaat) ve Devrim Muhafızları Ordusu (Sepah-e Pasdaran) yönetimindeki bu gözaltı merkezleri, resmi cezaevleri olarak kayıtta olmadıkları için denetlenmiyorlar. Siyasi muhalifler yaygın olarak, videoya kaydedilerek resmi kanaldan yayınlanacak olan "itiraflar" vererek "tövbe etmeye" zorlanıyorlar. Seçim sonrası protestolarının başladığı ilk haftalarda gözaltına alınan bazı göstericilerin "Protestolara katılmaya VOA (Voice of America) ve BBC gibi batı kanallarının yayınlarıyla yönlendirildiğini" söyledikleri videolar devlet kanallarında yayınlanmıştı. Tahran Devrim Mahkemesi'nde reformcuların topluca yargılandıkları duruşmalarda da bazı sanıkların tavır ve açıklamaları, işkence gördükleri izlenimi uyandırmıştı.

İran'daki cezaevlerinin durumu, seçim protestolarından önce de gözaltında yaşanan şüpheli ölümlerle defalarca gündeme gelmişti. Örneğin 2003'te Evin Hapishanesi'nin fotografını çekerken gözaltına Kanada vatandaşı İranlı gazeteci Zehra Kazemi, aynı cezaevinde hayatını kaybetmiş ve yapılan otopsi sonucu gazetecinin gözaltında şiddetli işkence gördüğü, darp edildiği ve tecavüze uğradığı ortaya çıkmıştı. 27 yaşındaki tıp öğrencisi Zehra Beni Yakub, 2007 yılında nişanlısıyla parkta elele dolaşması nedeniyle İran'ın Ahlak Polisleri tarafından gözaltına alınmış ve ertesi gün cesedi ailesine teslim edilmişti. Mayıs 2008'de gözaltına alınan Tebrizli Ferhad Mohseni'nin işkence edilmiş cesedi bu şehirdeki "Şah Gölü"nün kenarında bulunmuş ve 25 yaşındaki aktivistin ailesinin otopsi talebi reddedilmişti. Son olarak bu yılın Mart ayında 29 yaşındaki webblog yazarı Ümid Rıza Mirsayafi "Dini Lidere (Hamaney) Hakaret Etmek" suçlamasıyla tutuklanmış ve Evin Hapishanesinde hayatını kaybetmişti.

Cezaevleri ve gözaltında işkence, ülkedeki rejime muhalif olan her grup için sindirme politikasının tüm şiddeti ve acımasızlığıyla uygulandığı nokta oluyor. Bu şiddetten en çok nasibini alan kesimlerden biri de Azerbaycanlı etnik-kültürel aktivistler. Ülke nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan ve son yüzyılda İran'daki bütün devrim hareketlerinin başını çekmiş olan Azerbaycanlıların anadilde eğitim başta olmak üzere kimlik hakları talepleri oldukça güçlü ve bu hareketin üniversite öğrencilerinden gazetecilere, esnaflardan insan hakları savunucularına kadar uzanan geniş bir tabanı var. Gözaltına alınan Azerbaycanlı kültürel aktivistlerin neredeyse tümünün işkence altında asılsız suçlamaları itiraf etmeye zorlandıkları ve bu 'itiraflar'ın, verilecek ağır cezalar için kanıt olarak kullanıldığı biliniyor. Örneğin 2006 Mayıs'ında Tebriz şehrindeki bir duvara Azerice olarak "Haykırıyorum Ben Türk'üm" ve "Anadilim Türkçe'dir" (1) sloganlarını yazarken gözaltına alınan 14 yaşındaki Muhammed Rıza Evezpur'un götürüldüğü hücrede dövülerek, 24 saat boyunca ayağından asılarak, aç ve susuz bırakılarak ve lavaboya gitmesine izin verilmeyerek işkence gördüğü Uluslararası Af Örgütü raporlarında belirtildi. Muhammed Rıza'ya geçen yıl çıkarıldığı mahkemede toplam 15 ay hapis cezası verildi ve bu nedenle lise eğitimi yarım kaldı. Hukuk öğrencisi Hamid Valayi ise geçen yılın Temmuz ayında gözaltına alınmış ve sorgu sırasında gördüğü şiddetli işkenceler nedeniyle dişleri ve sağ bacağı kırılarak kafatası hasar görmüştü. Durumun ağırlaşması üzerine hastaneye nakledilen aktivistin işkence gördüğünü kanıtlayan fotografları internette yayınlansa da Valayi'nin yargılandığı mahkeme bu konuyu görmezden gelerek kendisine bir yıl hapis cezası verdi ve avukatlık yapmaktan menetti.

Cezaevlerindeki mahkumlara yönelik işkencelerin bir de psikolojik boyutu var. Aile bireylerine yapılan baskı ve tehditler, yasal hak olmasına rağmen avukat tutma ve aile bireyleriyle iletişim kurma izni verilmemesi, ve mahkeme tarihine kadar serbest bırakılmak için istenen aşırı yüksek kefaletler (onbinlerce ve kimi zaman yüzbinlerce dolar: örneğin gazeteci Said Metinpur için 500 bin dolar'dan çok teminat istenmişti ve ailesi evlerini ipotek ettirmek zorunda kalmıştı) bu baskıların en yoğun olarak görülenleri.

Sorgu sürecindeki işkence ve kötü muamele dışında, hapis cezasını çeken düşünce suçlularının çeşitli sağlık sorunlarıyla ilgili tedavi talepleri de yetkililer tarafından yanıtsız bırakılıyor. Örneğin, sekiz yıllık hapis cezasını çekmek üzere Temmuz'da tutuklanan gazeteci ve insan hakları savunucusu Said Metinpur'un, sindirim sistemi sorunları, şiddetli baş bel ağrıları ile baş dönmesi gibi şikayetlerine rağmen kendisine tedavi izni verilmiyor. Azerbaycanlı gazeteci, 2006 yılında Türkiye'ye yaptığı yolculuktan sonra gözaltına alınarak suçlamaları belirtilmeden 9 ay tecritte tutulmuş ve "casusluk yaptığını itiraf etmesi" için ağır işkenceler altında sorgulanmıştı. Serbest bırakıldıktan sonra başlayan sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Metinpur'a "sistem aleyhine propaganda" ve "yabancı ülkelerle iletişimde olmak" suçlamalarıyla 8 yıl hapis cezası verilmişti. ADAPP kuruluşunun raporlarına göre tedavi talebi reddedilen gazeteci Evin Hapishanesi'nde, 10 kişilik kapasitesi olmasına rağmen 30 tutuklunun kaldığı mali koğuşta son derece sağlıksız koşullarda tutuluyor ve durumu gün geçtikçe ağırlaşıyor.

Son olarak Uluslararası Af Örgütü genel sekreteri İrene Khan, İran'da gözaltındaki kadın ve erkeklerin tecavüze uğradıkları ve diğer çeşitli işkencelere maruz kaldıkları iddialaranın bir an önce bağımsız şekilde araştırılması gerektiğini belirterek, ülkenin dini lideri ve en yüksek otoritesi olan Ayetullah Ali Hamaney'e, acil bir soruşturma başlatarak aralarında BM uzmanlarının da bulunduğu uluslararası bir heyetten bu konuda yardım alması çağrısında bulundu. Ancak şimdilik devlet yetkilileri bu çağrıya olumlu yanıt verecek gibi görünmüyorlar.


1) İran'daki Azerbaycanlılar, etnik kimliklerini "Azeri" değil "Türk" kelimesiyle tanımlarlar.

Kaynaklar:
Seçim Protestocularının "İtiraf" Görüntüleri: http://iranelection2009.com/video/2009/07/03/iran-tv-interviewsconfessions-saying-inspired-voa-bbc-video-english-captions

İnsan Hakları İzleme Örgütünün (Human Rights Watch) İran'daki Gözaltı Merkezleriyle ilgili Raporu: http://www.hrw.org/reports/2004/iran0604/5.htm

Human Rights Activists in Iran'in Kehrizek Hapishanesi'yle ilgili Farsça Raporu: http://hra-iran.org/index.php?option=com_content&view=article&id=77:64-48&catid=143:107&Itemid=201

Hamid Valayi'nin Hastanedeki Fotografları: http://www.savalansesi.com/2008/08/blog-post.html

VOA'nın Hamid Valayi Hakkındaki Haberi: http://www.voanews.com/azerbaijani/archive/2009-02/2009-02-05-voa18.cfm?CFID=263786405&CFTOKEN=39377379&jsessionid=6630c26e1c36a2fc5bdd6c32251e5e687434

Uluslararası Af Örgütü'nün 14 yaşındaki Muhammed Rıza Avazpur'la ilgili Raporu: http://www.adapp.info/tr/iran-keyfi-tutuklama-hucre-gozaltisi-iskence-ve-kotu-muamele-mostafa-evezpoor-e-iran-azerbaycanlisi

Zehra Beni Yakub'un Ölümüyle ilgili Haber: http://www.rferl.org/content/article/1079182.html

ADAPP Kuruluşunun Yıllık Raporu: http://adapp.info/tr/irandaki-azerbaycanlilar-insan-haklari-durumunun-incelemesi-1387-gunes-yilinin-2008-2009-raporu

İran'da İnsan Hakları İçin Uluslararası Kampanya: http://www.iranhumanrights.org/2008/12/national-student-day/


Devamını oku...

30 Aralık 2009 Çarşamba

İran Azerbaycanlısı Aktivist Cengiz Bahtaver İşyerinde Ölü Bulundu

Güney Sesi: İran'daki Azerbaycanlıların önde gelen siyasi aktivistlerinden Cengiz Bahtaver, 27 Aralık Pazar günü Tebriz'deki işyerinde ölü bulundu. 52 yaşındaki Bahtaver, kültürel ve politik çalışmaları nedeniyle İran güvenlik güçleri tarafından defalarca gözaltına alınmış ve çeşitli cezalara çarptırılmıştı.

Aktivistin Salı günü yapılan cenaze töreninde, yaklaşık 40 sivil polisin katılımcılara biber gazıyla saldırdığı, darp ettiği ve bir kısmını gözaltına aldığı bildirildi. Farsça yayın yapan Radio Farda'nın Azerbaycanlı aktivist Abbas Lisani'yle yaptığı röportajda, katılımcılardan bazılarının cenaze öncesinde güvenlik güçleri tarafından telefonla aranarak törene katılmamaları yönünde tehdit edildikleri belirtildi.



Devamını oku...

18 Kasım 2009 Çarşamba

İran'da Azerbaycanlı kültürel aktivist Mühendis Ali Rıza Ferşi ve Eşi Sima Didar'a Hapis Cezası Verildi

Güney Sesi: İran'da Azerbaycanlı aktivist ve Merend Üniversitesi öğretim görevlisi Ali Rıza Ferşi ve weblog yazarlığı yapan eşi Sima Didar'a birer yil hapis cezası verildi.

Tebriz Mahkemesi 3. Şubesi tarafından verilen karara göre aktivistlerin suçu, "sistem aleyhine propaganda" olarak belirtilmiştir. Hakim bu suçlamaya, aktivistlerin 22 Mayıs'da Tebriz'de El Gölü (Şah Gölü) parkına düzenlenen geniş katılımlı bir yürüyüşte, Azerbaycanlıların anadilde eğitim hakkıyla ilgili slogan atmalarını kaynak olarak göstermiştir.

Aktivistlerin mahkemesi 17 Eylül 2009 'da Hakim Alinejad 'in yönetimiyle kapalı olarak görülmüştür. Mahkemede onlara karşı yöneltilen diğer suçlamalar ise reddedilmişdir.

Ali Rıza Ferşi, 22 Mayıs'da Tebriz'de El Gölü (Şah Gölü) parkına düzenlenen geniş katılımlı bir yürüyüşte, Azerbaycanlıların anadilde eğitim hakkıyla ilgili slogan atması nedeniyle güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştı. 95 gün gözaltında tutulduktan sonra 70 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakılmişdı. Ferşi'nin anadil ve kültürel haklar aktivisti olan eşi Sima Didar da 18 Haziran'da yetkililer tarafından eşini hapishanede ziyaret etmeye çağrıldığı sırada gözaltına alınmış ve bir ay sonra serbest bırakılmıştı.

Uluslararası Af Örgütü'nün 9 Haziran'da İran'da Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi insan hakları durumuyla ilgili yayınladığı raporda da Ferşi'nin ve aynı yürüyüşte gözaltına alınan diğer aktivistlerin durumundan bahsedilmişti.

Devamını oku...